zahmetli

listen to the pronunciation of zahmetli
Турецкий язык - Английский Язык
troublesome

In any case, it's troublesome, isn't it? - Her halükarda bu zahmetli, değil mi?

inconvenient
incommodious
demanding

We do very demanding work. - Biz çok zahmetli iş yapıyoruz.

grueling
exhausting

Dating is exhausting. - Flört etme zahmetlidir.

gruelling
with an effort
drudging
laborious
hard, troublesome, difficult, arduous, bothersome, laborious
exacting
labouring [Brit.]
fatiguing
toilful
laboring
hard, troublesome, difficult, onerous, or trying
exhaustive
onerous
laboured [Brit.]
labored
lucubratory
painful

That looks really painful. - O gerçekten zahmetli görünüyor.

toilsome
arduous
troublous
trying
labourious
{s} laboured
plodding
{s} labouring
{s} uphill
zahmet
bother

Don't bother to call on him. - Onu aramak için zahmet etmeyin.

Do not bother to come to my home. - Evime gelmek için zahmet etmeyin.

zahmet
{i} toil
zahmet
trouble

Thank you for taking the trouble to prepare your delicious meals. - Lezzetli yemeklerinizi hazırlama zahmetine girdiğiniz için teşekkür ederim.

He took the trouble to send me the book. - Bana kitabı gönderme zahmetinde bulundu.

zahmet
inconvenience

We apologize for the inconvenience. - Zahmet için özür dileriz.

zahmetli hazırlık işi
spadework
zahmetli
a long way to hoe
zahmetli iş yapmak
slog
zahmetli ve uzun süren iş
a long slog
zahmetli şey
drag
zahmet
exertion
zahmet
{i} labor
zahmet
{i} struggle
zahmet
painstaking
zahmet
pains

He spared no pains to help me. - O, bana yardım etme zahmetinde bulunmadı.

zahmet
bothered to
ağır ve zahmetli
donkey work
zahmet
{i} imposition
zahmet
{i} onerousness
zahmet
gruelling
zahmet
pain

He spared no pains to help me. - O, bana yardım etme zahmetinde bulunmadı.

That looks really painful. - O gerçekten zahmetli görünüyor.

zahmet
punishment
zahmet
grueling
zahmet
travail
zahmet
trouble, pains, bother
zahmet
laboriousness
zahmet
scratch
Турецкий язык - Турецкий язык
Zahmetle yapılan, yorucu, sıkıntılı, eziyetli, güç
Sıkıntı veren: "Sıcaktan, zahmetli yollarda yürümekten yorulmuştu."- H. C. Yalçın
Zahmetle yapılan, yorucu, sıkıntılı, eziyetli, güç: "Hepsinde, zahmetli bir oyundan henüz çıkmış mektep çocuklarının sevinçli yorgunluğu vardı."- Y. K. Karaosmanoğlu
Sıkıntı veren
zahmet
Sıkıntı, güçlük, yorgunluk, eziyet, meşakkat
zahmet
Sıkıntı, güçlük, yorgunluk, eziyet, meşakkat: "Yalnız rica ederim, bir an için bir zahmet ve fedakârlık daha yapın."- H. F. Ozansoy
ZAHMET
(Osmanlı Dönemi) Sıkıntı, eziyet. Yorgunluk
ZAHMET
(Osmanlı Dönemi) Zor, güç
Zahmet
(Osmanlı Dönemi) AKUM
Zahmet
(Osmanlı Dönemi) ABAKİYE
Zahmet
(Osmanlı Dönemi) DERDEBİS
Zahmet
(Osmanlı Dönemi) DEYLEM
Zahmet
(Osmanlı Dönemi) BİLYE
Zahmet
(Osmanlı Dönemi) TULATILE
Zahmet
(Osmanlı Dönemi) BİLV
Zahmet
(Osmanlı Dönemi) GAMRE
Zahmet
(Osmanlı Dönemi) MASSA
zahmet
Sıkıntı, güçlük, eziyet
zahmet
(Osmanlı Dönemi) sıkıntı, eziyet, zor
zahmetli
Избранное