yeterlilikleri

listen to the pronunciation of yeterlilikleri
Турецкий язык - Английский Язык
proficiencies
yeterli
adequate

Is your salary adequate to support your family? - Maaşın aileni geçindirmen için yeterli mi?

No definition of poetry is adequate unless it be poetry itself. - Onun kendisi şiir olmadıkça, şiirle ilgili hiçbir tanım yeterli değildir.

yeterli
sufficient

Being careful and diligent is necessary, but not sufficient for passing this course. - Dikkatli ve çalışkan olmak gereklidir, fakat bu kursu geçmek için yeterli değildir.

My explanation was not sufficient. - Açıklamam yeterli değildi.

yeterli
enough

There was food enough for us all. - Hepimiz için yeterli yiyecek vardı.

If I had enough money, I would buy that nice car. - Yeterli param olsa,o hoş arabayı alırım.

yeterli
(İnşaat) sufficent
yeterli
adequately
yeterli
{s} decent

If you want your workers to be happy, you need to pay them a decent wage. - Çalışanlarınızın mutlu olmasını istiyorsanız, onlara yeterli bir ücret ödemelisiniz.

Tom has a very decent salary. - Tom'un çok yeterli maaşı var.

yeterli
proficient

She is proficient in French. - O, Fransızcada yeterlidir.

If he's proficient in English, I'll hire him. - İngilizcede yeterliyse, onu işe alırım.

yeterli
{s} competent
yeterli
{s} satisfactory
yeterli
sufficiently
yeterli
bonny
yeterli
enow
yeterli
due
yeterli
spitting
yeterli
{s} qualified
yeterli
par

I'll go to Paris when I have enough money. - Yeterli param olduğunda Paris'e gideceğim.

Do you think your parents spent enough time with you when you were in your teens? - Onlu yaşlarındayken ebeveynlerinin seninle birlikte yeterli zaman harcadıklarını düşünüyor musun?

yeterli
up to

I ought to have enough money saved up to buy a car by Christmas. - Noele kadar bir araba almak için yeterli para biriktirmeliydim.

I am not feeling quite up to par. - Oldukça yeterli olduğumu hissetmiyorum.

yeterli
ample

Ten million yen will be ample for the project. - On milyon yen proje için yeterli olacaktır.

yeterli
fairly
yeterli
competence

I'm not questioning your competence. - Ben senin yeterliliğini sorgulamıyorum.

yeterli
be sufficient
yeterli
quite enough
yeterli
satisfying
yeterli
{s} effectual
yeterli
fit
yeterli
snug
yeterli
sufficient, adequate, enough; competent, qualified
yeterli
that will do
yeterli
{s} working

I'm working like crazy to make sure I have enough time. - Yeterli zamanım olduğundan emin olmak için deli gibi çalışıyorum.

yeterli
{s} equal

He is not equal to the task. - O, görev için yeterli değildir.

yeterli
{s} efficacious
yeterli
{s} efficient
yeterli
suited
yeterli
moderate
yeterli
phr
yeterli
(Hukuk) adequate, sufficient
yeterli
adequate, sufficiently qualified (to do a job)
yeterli
enough, sufficient, adequate
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение yeterlilikleri в Турецкий язык Турецкий язык словарь

Yeterli
kifayetli
yeterli
Bir işi yapma gücünü sağlayan özel bilgisi olan, kifayetli, ehliyetli, ehil
yeterli
Bir görevi, işlevi yerine getirmek gücü olan, etkisi olan
yeterli
İhtiyaçlara cevap veren, ihtiyaçları karşılayan
yeterli
Bir görevi, işlevi yerine getirmek gücü olan, etkisi olan. İhtiyaçlara cevap veren, ihtiyaçları karşılayan: "Yeterli çadırları var mı?"- M. Yesarî
yeterli
(Osmanlı Dönemi) kâfi
yeterlilikleri
Избранное