yerine getirme

listen to the pronunciation of yerine getirme
Турецкий язык - Английский Язык
implement
implementation
effecting
pursuance
exercising
countercoil
fulfilment
performance
discharge
effectuating
(Askeri) counterrecoil
observance
effectuation
keeping
exercise
acquittal
execution
fulfillment
(Hukuk) fulfillment, implementation
redemption
administration
consummation
completion
acquittal#
fulfill

You must fulfill your duty. - Görevini yerine getirmelisin.

They failed to fulfill the conditions. - Koşulları yerine getirmede başarısız oldular.

{i} prosecution
yerine getirmek
{f} fulfill

He sacrificed his health to fulfill his duty. - O, görevini yerine getirmek için sağlığını feda etti.

You are here in order to fulfill my commands. - Sen benim emirlerimi yerine getirmek için buradasın.

yerine getirmek
carry out

You should do your best to carry out your promises. - Sözlerinizi yerine getirmek için elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız.

yerine getirmek
fulfil

He sacrificed his health to fulfill his duty. - O, görevini yerine getirmek için sağlığını feda etti.

You are here in order to fulfill my commands. - Sen benim emirlerimi yerine getirmek için buradasın.

yerine getirmek
perform

It is one thing to promise, and another to perform. - Söz vermek bir şeydir, ve diğeri yerine getirmektir.

yerine getirmek
meet
yerine getirmek
{f} complete
yerine getirmek
accomplish
yerine getirmek
{f} implement
yerine getirmek
a) to fulfil, to fulfill, to perform, to carry out, to carry through, to implement b) to meet
yerine getirmek
(Kanun) accede
yerine getirmek
keep
yerine getirmek
doeth
yerine getirmek
grant
yerine getirmek
fill
yerine getirmek
enforce
yerine getirmek
make something good
yerine getirmek
bring (something) back
yerine getirmek
carry out (a task)
yerine getirmek
doest
yerine getirmek
consummate
yerine getirmek
exercise
yerine getirmek
administer
yerine getirmek
perform (a task)
yerine getirmek
execute (a task)
yerine getirmek
carry through
yerine getirmek
assume
yerine getirmek
redeem
yerine getirmek
to fulfill
yerine getirmek
{f} settle
yerine getirmek
execute
yerine getirmek
answer
yerine getirmek
{f} satisfy
yerine getirmek
{f} discharge
yerine getirmek
(Hukuk) carry out, enforce, to perform
yerine getirmek
put in force
yerine getirmek
acquit oneself
yerine getirmek
make good
yerine getirmek
stick to
yerine getirmek
observe
yerine getirmek
{f} serve
Турецкий язык - Турецкий язык
(Hukuk) İNFAZ
isaf
Yerine getirmek
(Hukuk) İS'AF ETMEK
Yerine getirmek
kılmak
yerine getirme
Избранное