yürüyüşçü

listen to the pronunciation of yürüyüşçü
Турецкий язык - Английский Язык
walker

He must be a good walker to have walked such a long distance. - Böylesine uzun bir mesafeyi yürüdüğü için iyi bir yürüyüşçü olmalı.

Walkers are commonly called witch's tanks. - Yürüyüşçülere çoğunlukla cadının tankları denilmektedir.

marcher
saunterer
yürüyüş
walk

Another ten minutes' walk brought us to the shore. - On dakikalık bir başka yürüyüş bizi kıyıya getirdi.

I watched John and Mary walking hand in hand. - John ve Mary'nin el ele yürüyüşünü izledim.

yürüyüş
walking

I don't mind walking. - Yürüyüşe itirazım yok.

I watched John and Mary walking hand in hand. - John ve Mary'nin el ele yürüyüşünü izledim.

yürüyüş
pace
yürüyüş
ramble
yürüyüş
tramp
yürüyüş
(Askeri) movement
yürüyüş
manifestation
yürüyüş
march

Every march is composed of separate steps. - Her yürüyüş ayrı adımlardan oluşmaktadır.

Every march is composed of just a few steps. - Her yürüyüş sadece birkaç adımdan oluşur.

yürüyüş
trekking

I had a slight accident while trekking in Nepal. - Nepal'de yürüyüş yaparken hafif bir kaza geçirdim.

yürüyüş
walkıng
yürüyüş
hike

I met some hikers on the mountain. - Dağda bazı yürüyüşçülerle karşılaştım.

We should cancel the hike. - Yürüyüşü iptal etmeliyiz.

yürüyüş
gressorial
yürüyüş
gait

He began to mimic the speech and gait of persons in the street. - O, sokaktaki kişilerin konuşma ve yürüyüşünü taklit etmeye başladı.

He walks with an awkward gait because of an injury. - O, yaradan dolayı garip bir yürüyüşle yürümektedir.

yürüyüş
tread
yürüyüş
walk (done for exercise)
yürüyüş
walking; way of walking, gait
yürüyüş
marching; way of marching
yürüyüş
march (especially one organized to protest or proclaim something)
yürüyüş
walk; ramble; gait; march
yürüyüş
saunter
Турецкий язык - Турецкий язык