Çamaşır makinesi harika bir icattır.
- The washing machine is a wonderful invention.
Andrina'nın işleri ciddiye almadığını bilirim ama kendisi harika bir arkadaş.
- I know Andrina doesn't take things seriously, but she is a wonderful friend.
Linux Deepin başka bir mükemmel Linux dağıtımıdır.
- Linux Deepin is another wonderful Linux distribution.
Cihazı çalıştırmak mükemmelce basittir.
- The appliance is wonderfully simple to operate.
Düğünümüzde söyleyebilsen şahane oldurdu.
- It would be wonderful if you could sing at our wedding.
Alaaddin harika bir lamba buldu.
- Aladin found a wonderful lamp.
Alaaddin sihirli bir lamba buldu.
- Aladin found a wonderful lamp.
O bana en harikulade hediyeyi verdi.
- He gave me the most wonderful present.
Tom üniversiteye gitseydi daha varlıklı olup olmayacağını merak etmekten kendini alamıyor.
- Tom can't help wondering whether he would have been better off if he had gone to college.
Tom, Mary'nin fikrini niçin değiştirdiğini merak etmekten kendini alamıyor.
- Tom can't help wondering why Mary changed her mind.
Çamaşır makinesi harika bir icattır.
- The washing machine is a wonderful invention.
Andrina'nın işleri ciddiye almadığını bilirim ama kendisi harika bir arkadaş.
- I know Andrina doesn't take things seriously, but she is a wonderful friend.
Hepimiz onun böyle iyi bir adamı niye terk ettiğini merak ettik.
- We all wondered why she had dumped such a nice man.
Öyle bir şeyi yapabilip yapamayacağımı merak ettim.
- I wondered if I could do such a thing.
Onların hâlâ uyanık olması şaşılacak şey.
- It's a wonder they're still awake.
Bu kuruluşta onların hepsi patron olduğu ve Hintli olmadığı için, herhangi bir karar alınması bir mucize.
- Since in this organization they're all chiefs and no Indians, it's a wonder any decisions get made.
Çocuklar için, bu dünya harikalar ve mucizelerle doludur.
- For children, this world is full of wonders and miracles.
O şaşkınlıkla etrafına bakındı.
- She looked around in wonder.
Sadece bir şaşkınlık şimdi bize yardımcı olabilir.
- Only a wonder can help us now.
Şaşırmak, merak etmek, anlamaya başlamaktır.
- To be surprised, to wonder, is to begin to understand.
Şu kızın kim olduğunu merak ediyorum.
- I wonder who that girl is.
Bazen bir kız mıyım diye merak ediyorum.
- I sometimes wonder if I am a girl.
Cihazı çalıştırmak mükemmelce basittir.
- The appliance is wonderfully simple to operate.
Harika bir şekilde canlandığımı hissediyorum.
- I am feeling wonderfully refreshed.
He is massively corrupt. It is wonderful how the man's popularity survives.
They served a wonderful six-course meal.
The show was wonderful. You should have seen it.
- The show was wonderful. You should've seen it.
What a wonderful family.
- What a wonderful family!
He’s doing a bang up good job.
The idea was so crazy that it is a wonder that anyone went along with it.
Miss Paynter had a little wonder as to whether the man, as she called Mr. Lacy in her own mind, had ever been admitted to this room. She thought not.
He's a wonder at cooking.
His costume was wonderfully intricate.
... and came to see you for the first time. It's wonderful to be back here and have so many ...
... what we're doing to try and make this wonderful thing. ...