İki genç kız mutlu bir şekilde gülümsedi.
- The two young girls smiled happily.
Hikaye mutlu bir şekilde sona erer.
- The story ends happily.
Seve seve gelirdi fakat o tatildeydi.
- She would willingly come but she was on vacation.
Tereddütten uzak, isteyerek bana yardım etmeyi önerdi.
- Far from hesitating, she willingly offered to help me.
Tom'un isteyerek gideceğini düşünüyor musun?
- Do you think Tom will go willingly?
Bereket versin ki, denizden kurtarılan herkes hayatta ve iyi.
- Happily, everyone rescued from the sea are alive and well.
Bereket versin ki, işkolik ölmedi.
- Happily, the workaholic did not die.
Now this is a process of the mind or thought, of which I would willingly know the foundation.