to begin; to start; to open

listen to the pronunciation of to begin; to start; to open
Английский Язык - Турецкий язык

Определение to begin; to start; to open в Английский Язык Турецкий язык словарь

hit
{i} vurma

Mary ona vurmadığı için Tom şanslıydı. - Tom was lucky that Mary didn't hit him.

Fırtına vurmadan önce eve varmayacağımızı asla bir an düşünmedim. - I never for a moment imagined we wouldn't get home before the storm hit.

hit
{f} yumruk atmak
hit
vurgun
hit
patlatmak
hit
çok sevilen
hit
uyuşmak
hit
yakalama
hit
çarptırmak
hit
{f} vur

Zamanında vuruş olmasaydı, bizim takım oyunu kaybetmiş olurdu. - If it had not been for his timely hit, our team would have lost the game.

Biz bir mermi tarafından vurulabileceğimizden korkuyorduk, bu yüzden aşağıya koştuk. - We were afraid that we might be hit by a bullet, so we ran downstairs.

hit
yumruk

Sami iki yumrukla Layla'yı dövdü. - Sami hit Layla with both fists.

Ooo! Yukiko! O acıtıyor! Bana yumruklarınla vurmaktan vazgeç! - Ow! Yukiko! That hurts! Quit hitting me with your fists!

hit
darbe
hit
tokat
hit
götürmek

bir kızı götürmek.

hit
taş/hit/vuruş
hit
{i} başarı

Onların konseri büyük bir başarıydı. - Their concert was a big hit.

Herkes müzikalin büyük bir hit olmasını bekliyordu fakat o başarılı olmaktan çok uzaktı. - Everybody expected the musical to be a great hit, but it was far from being a success.

hit
{i} şans

Araba çocuğa çarptığında şans eseri karşılaştım. - I happened along when the car hit the boy.

Tom sana çarpmadığı için şanslısın. - You're lucky Tom didn't hit you.

hit
muvaffakıyet
hit
{f} varmak
hit
{i} laf çaktırma
hit
argo üstün başarı sağlamak
Английский Язык - Английский Язык
hit
to begin; to start; to open
Избранное