Bazı genç Japon halkı, bekar olmayı evli olmaya tercih ederler.
- Some young Japanese people prefer being single to being married.
Evliyim ve iki çocuğum var.
- I am married and have two children.
Evlilik yaşam şekilleri çok değişiyor.
- Patterns of married life are changing a lot.
Tom ve Mary'nin on üç yıllık mutlu bir evlilikleri var.
- Tom and Mary have been happily married for thirteen years.
Onunla Haziran'da evleneceğim.
- I'm getting married to her in June.
Onlar Noel Yortusu'nda evlendiler.
- They married on Christmas Eve.
Onun için boşanma tek dezavantajla iyi bir buluş: ilk önce evlenmek zorundasın.
- For him, divorce is a good invention, with one sole disadvantage: you have to get married first.
Doğmak, evlenmek ve ölmek, her zaman para getirir.
- Be born, get married, and die; always bring money.
... Who someone is married to or the height restrictions on a ...
... He wound up getting a job in manual labor, and he married a ...