Gençlik ve cinsiyetiyle ilgili bilgi işine karşı bir ön yargıya sebep olmasın diye Bayan Cockburn adını gizledi.
- Mrs Cockburn concealed her name lest the knowledge of her sex and youth should produce a prejudice against her work.
O, tren kaçırabilir diye endişeliydi.
- She was anxious lest she might miss the train.
Başkalarını rahatsız etmemek için sessizce çalışın.
- Work quietly lest you disturb others.
Geç kalmasın diye ona hatırlatmak için aradık.
- We called to remind him lest he come late.
Belki yağmur yağar diye şemsiyemi aldım.
- I took my umbrella lest it rain.
He won't go outside, lest he be eaten by those ravenous eagles.