Teyzem büyük bir emlakı miras olarak aldı.
- My aunt inherited the huge estate.
Tom emlak acentesiydi.
- Tom was a real estate agent.
Öylesine büyük bir malikhâneyi nasıl idare edeceğimi bilmiyorum.
- I don't know how to manage that large estate.
O, malikhanesinde yaşar.
- He lives on his country estate.
Tom oğlunun onun gayrimenkulunu miras olarak almasını diliyor.
- Tom wishes for his son to inherit his estate.
Tom'un vasiyetine göre, Mary onun tüm gayrimenkulünü miras olarak alacak.
- According to Tom's will, Mary will inherit his entire estate.
Sami, Mısır'da bir mülk bıraktı.
- Sami left an estate in Egypt.
Tom bir yaban hayatı sığınma evi yaratmak için mülkünü bağışladı.
- Tom donated his estate to create a wildlife sanctuary.
Mal varlığınının bir kısmını oğlu Robert'a bıraktı.
- He settled part of his estate on his son Robert.
Mal varlığınının bir kısmını oğlu Robert'a bıraktı.
- He left part of his estate to his son Robert.
Tom amcasının arazisini miras olarak aldı.
- Tom inherited his uncle's estate.
I am afraid that some of the nobles who are campaigning for it simply want to use the Estates to cut down the King's power and increase their own.
... According to one story, he was walking on his estate in Woolsthorpe, and he saw an apple ...
... he also wants to do in terms of eliminating the estate tax, along what he wants to do ...