tek%c3%a7ilik

listen to the pronunciation of tek%c3%a7ilik
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение tek%c3%a7ilik в Турецкий язык Турецкий язык словарь

tek tek
Birer birer, bir bir
Курдский Язык - Турецкий язык

Определение tek%c3%a7ilik в Курдский Язык Турецкий язык словарь

tek
tek
tek tûk
tek tük
tek û bertek
etki-tepki
teke tek
bire bir
têk dan
karıştırmak
têk dan
kışkırtmak
Турецкий язык - Английский Язык

Определение tek%c3%a7ilik в Турецкий язык Английский Язык словарь

tek
only

This sentence has only one language. - Bu cümlenin, sadece tek bir dili var.

Man is the only animal that can laugh. - İnsan gülebilen tek hayvandır.

tek sayı
odd number

One, three, and five are odd numbers. - Bir, üç ve beş tek sayılardır.

Mary does not like odd numbers. - Mary tek sayılardan hoşlanmaz.

tek tek
one by one

Patiently, he collected the facts, one by one. - Sabırla, o gerçekleri tek tek topladı.

The movie was so dull that the audience left one by one. - Film öylesine sıkıcıydı ki seyirciler tek tek ayrılmıştı.

tek
one

Writing two separate words when it should be written as one is a big problem in Norway. - Tek yazılması gereken iki kelimeyi, iki ayrı kelime olarak yazmak Norveç'te büyük bir problemdir.

One, three, and five are odd numbers. - Bir, üç ve beş tek sayılardır.

tek
sole

Being an only child, he was the sole heir. - Tek çocuk olduğu için, o tek varisti.

She was my sole source of happiness. - Tek mutluluk kaynağım oldu.

tek
single

Get both a phone and internet access in a single package! - Tek bir pakette hem bir telefon hem de bir internet erişimi alın!

In Japan almost all roads are single lane. - Japonya'da neredeyse tüm yollar tek şerittir.

tek
unique

His technique was unique and absolutely amazing. - Onun tekniği eşsiz ve kesinlikle şaşırtıcıydı.

United States want to be the World unique superpower. - Amerika Birleşik Devletleri dünyadaki tek süper güç olmak istiyor.

tek kullanımlık
disposable

He regards women as disposable pleasures rather than as meaningful pursuits. - O, kadınları anlamlı bir meşgale olmaktan daha ziyade tek kullanımlık zevk olarak görüyor.

Volunteers distributed tea in disposable cups. - Gönüllüler tek kullanımlık bardaklarda çay dağıttı.

tek
odd

After an uphill struggle against great odds they finally got the company on its feet again. - Büyük anlaşmazlıklara karşı zorlu bir mücadeleden sonra, onlar nihayet şirketi tekrar kendi ayakları üzerinde durdurdular.

Tapirs are odd-toed ungulates. - Tapirler tek toynaklıdır.

tek
single, unique; alone; only, merely; (sayı) odd; single thing
tek
alone

Everyone has the right to own property alone as well as in association with others. - Her şahıs tek başına veya başkalarıyla birlikte mal ve mülk sahibi olma hakkına sahiptir.

Hiroko sat there all alone. - Hiroko orada tek başına oturdu.

tek başına
alone

She likes to walk alone. - O tek başına yürümeyi sever.

She is used to living alone. - Tek başına yaşıyordu.

tek gidiş
one way
tek oğul
son and heir
tek taş
solitaire
tek tek
particularly
tek yön
one way

What is written on the road sign? - ONE WAY. - Yol işaretinde ne yazılı? - TEK YÖN.

What is written on the road sign? - ONE WAY. - Trafik işaretinde ne yazılı? - TEK YÖN.

tek yönde olan
one way
tek yönlü
unidirectional
tek yönlü
one way
tek yönlü
one-way

Be careful not to drive the wrong way on a one-way street. - Tek yönlü bir caddede ters yönde sürmemeye dikkat edin.

This is a one-way street. - Bu tek yönlü bir sokak.

tek-taraflı bildirim
(Hukuk) notification
tek-taraflı tebliğ
(Hukuk) notification
tek
solitary

She leads a solitary life in a remote area of Scotland. - O, İskoçya'nın uzak bir bölgesinde tek başına bir hayat sürüyor.

tek
one and the same
tek
turkish electricity authority
tek
suit

I try to travel with only one suitcase. - Tek bir bavulla yolculuk etmeye çalışacağım.

There are no wheels on this suitcase. - Bu bavulda tekerlekler yok.

tek
flat

He flatly refused her requests for help. - Onun yardım teklifini açıkça reddetti.

I offered to fix Tom's flat tire. - Tom'un patlak tekerini tamir etmeyi önerdim.

tek
ceramics
tek
uni-
tek
particular
tek
pure and simple
tek
isolated
tek
merely

History is merely repeating itself. - Tarih sadece kendini tekrarlıyor.

tek
the one and only

This is the one and only thing he can do. He can't do anything else. - Bu onun yapabileceği tek şey. Başka bir şey yapamaz.

The one and only dessert my son eats is chocolate cake. - Oğlumun yediği bir çeşit ve tek tatlı çikolatalı pastadır.

tek
(Denizbilim) add

The opening address alone lasted one hour. - Açılış konuşması tek başına bir saat sürdü.

Tom is a technology addict. - Tom bir teknoloji bağımlısı.

tek
companion

Sami's only companion was his dog. - Sami'nin tek arkadaşı onun köpeğiydi.

Tom's only companion is his dog. - Tom'un tek arkadaşı onun köpeğidir.

tek
(Biyokimya) mono-
tek kelimeyle
in a word

In a word, it's ridiculous. - Tek kelimeyle, gülünç.

In a word, she isn't any use. - Tek kelimeyle, O işe yaramaz.

tek kelimeyle
in a nutshell
tek kelimeyle
utterly
tek sıra düğmeli (ceket)
single-breasted
tek tek
singly
tek tek
(Bilgisayar) draw one
tek tip elbise
uniform
tek yönetici
(Askeri) single manager
tek çözüm
unique solution
teke tek
(Askeri) one-on-one
tek adam
one man
tek başına
stand alone
tek bulut
The only cloud
tek eşli
Monogamous
tek fiyat politikası
One-price policy, single price policy
tek gözlü
monocular
tek idari belge
(Ticaret) single Administrative Document (SAD)
tek satıcı
(Kanun) Exclusive seller
tek seslilik
single polyphony
tek tanrıcılık; tek tanrıya inanma
monotheistic, believing in one god
tek taş pırlanta
diamond solitaire
tek yumurta ikizi
identical twin
tek yıllık
(Botanik, Bitkibilim) Annual
tek çatı altında
under one roof
teke tek
One on one
tek entegreli tıbbi lojistik yönetimi; tek entegreli tıbbi lojistik yöneticisi
(Askeri) single integrated medical logistics management; single integrated medical logistics manager
tek noktadan bağlama; tek liman yöneticisi
(Askeri) single point mooring; single port manager
tek tek ele almak
individualize
Düm Tek Tek
"Düm Tek Tek" is a song by Turkish singer Hadise that was performed as the Turkish entry for the Eurovision Song Contest 2009 in Moscow, Russia
Итальянский Язык - Английский Язык

Определение tek%c3%a7ilik в Итальянский Язык Английский Язык словарь

tek
teak, type of tree
Курдский Язык - Английский Язык

Определение tek%c3%a7ilik в Курдский Язык Английский Язык словарь

tek
single