soğukkanlılıkla

listen to the pronunciation of soğukkanlılıkla
Турецкий язык - Английский Язык
in cold blood, coolly
in cold blood

Fadil killed Dania in cold blood. - Fadıl, Dania'yı soğukkanlılıkla öldürdü.

The crime was committed in cold blood. - Suç soğukkanlılıkla işlendi.

without turning a hair
philosophically
coldly
coolly
phlegmatically
soğukkanlılıkla davranmak
play it cool
soğukkanlılık
{i} cool
soğukkanlılık
presence of mind
soğukkanlılık
composure
soğukkanlılık
nerve
soğukkanlılık
poise
soğukkanlılık
equanimity
soğukkanlılık
sang froid
soğukkanlılık
calmness
soğukkanlılık
self-control
soğukkanlılık
self-possession
soğukkanlılık
stoicism
soğukkanlılık
{i} phlegm
soğukkanlılık
self possession
soğukkanlılık
selfpossession
soğukkanlılık
{i} sangfroid
soğukkanlılık
{i} coolness
soğukkanlılık
nonchalance
soğukkanlılık
{i} imperturbability
soğukkanlılık
equal mind
soğukkanlılık
coolheadednes, calmness, self-possession, equanimity
soğukkanlılık
cold blood

He killed the girl in cold blood just to get the money. - O sadece para almak için kızı soğukkanlılıkla öldürdü.

Elizabeth killed Alister in cold blood. - Elizabeth Alister'i soğukkanlılıkla öldürdü.

soğukkanlılık
cool-headedness, imperturbability, imperturbableness
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение soğukkanlılıkla в Турецкий язык Турецкий язык словарь

Soğukkanlılık
itidal
soğukkanlılık
Soğukkanlı olma durumu, serinkanlılık
soğukkanlılık
Soğukkanlı olma durumu, serinkanlılık: "Soğukkanlılığımı kaybetmek, terbiyesizlik etmek üzereyim."- R. H. Karay
soğukkanlılıkla
Избранное