Tom Mary'ye anlamlı bir bakış attı.
- Tom gave Mary a meaningful look.
O, kadınları anlamlı bir meşgale olmaktan daha ziyade tek kullanımlık zevk olarak görüyor.
- He regards women as disposable pleasures rather than as meaningful pursuits.
Bu makul bir yaklaşımdır.
- This is a sensible approach.
Onun rüşveti reddetmesi çok mantıklıydı.
- It was very sensible of him to reject the bribe.
Benim mantıklı bir insan olmam bekleniyor.
- I'm supposed to be sensible human.