schulen

listen to the pronunciation of schulen
Немецкий Язык - Турецкий язык
öğretmek, eğitmek
Английский Язык - Турецкий язык

Определение schulen в Английский Язык Турецкий язык словарь

train
{f} eğitmek

Tom köpeğini eğitmek için birini kiraladı. - Tom hired someone to train his dog.

Dan Linda'yı eğitmek bile istememişti. - Dan didn't even want to train Linda.

train
tren

En yakın tren istasyonu nerede? - Where is the closest train station?

Sonraki tren ne zaman ayrılacak? - What time does the next train leave?

train
{f} alıştırma yapmak
train
antreman yapmak
train
çalıştırmak

Bu makineyi çalıştırmak için özel bir eğitim gerekli değil. - No special training is needed to operate this machine.

train
yetişmek

Trene zamanında yetişmek için acele etti. - He hurried so as to be in time for the train.

Trene yetişmek için yeterli zamanımız var. - We have enough time to catch the train.

train
yetiştirmek
train
olaylar/düşünceler zinciri
groups
gruplar

O, birçok gruplara konuşmalar yaptı. - He made speeches to many groups.

O, ırkçı gruplarla temas halinde olduğunu mahkemede itiraf etti. - He confessed in court that he was in touch with racist groups.

schools
okullar

Fabrika işçilerinin ailelerinin okullara, hastanelere ve mağazalara ihtiyaçları vardır, bu yüzden bu hizmetleri sağlamak için daha fazla insan bölgede yaşamak için gelir. Böylece bir şehir gelişir. - The families of the factory workers need schools, hospitals, and stores, so more people come to live in the area to provide these services, and thus a city grows.

Okulları değiştirmem gerekiyor. - I have to change schools.

train
eğit(mek)
train
{i} yildiz
train
{i} kervan

Develerden oluşan uzun bir kervan batıya doğru ilerliyordu. - A long train of camels was moving to the west.

train
{i} katar; kafile
train
{f} eğitmek, terbiye etmek, yetiştirmek
train
{f} nişan almak
train
dalları kazık veya
train
hayvanı tuzağa çekmek için sıralanmış yem
Немецкий Язык - Английский Язык