My job is dull and boring.
- Benim görevim donuk ve sıkıcı.
He found the movie very dull.
- O, filmi çok sıkıcı buldu.
Staying at home is boring.
- Evde kalmak sıkıcıdır.
Life in a small town is boring.
- Küçük kasabada hayat sıkıcıdır.
They are weary of their tedious work.
- Onlar can sıkıcı işlerinden dolayı bitkindiler.
Thanks to you, the backlog of tedious work has been completed.
- Senin sayende, sıkıcı iş birikimi tamamlandı.
The party was perfectly deadly.
- Parti tamamen sıkıcıydı.
You're getting very tiresome.
- Çok sıkıcı oluyorsun.
Your friend is tiresome.
- Arkadaşın can sıkıcı.
The lecture was as boring as watching paint dry.
- Ders kuru boya izlemek kadar sıkıcıydı.
He has a very dry sense of humor.
- Onun çok sıkıcı bir mizah duygusu var.
The silence is oppressive.
- Sessizlik can sıkıcıdır.
The air in this room's very stuffy.
- Bu odadaki hava çok sıkıcı.
Compared to basketball, baseball might be considered a little slow and boring.
- Basketbolla karşılaştırıldığında, beyzbolun biraz yavaş ve sıkıcı olabileceği düşünülebilir.
The game was slow, and it was also boring.
- Oyun yavaş ve sıkıcıydı.
He has an irksome personality.
- Onun can sıkıcı bir kişiliği var.
The party was perfectly deadly.
- Parti tamamen sıkıcıydı.
Tom was boring, but Mary wasn't.
- Tom can sıkıcıydı, ancak Mary değildi.
It's really very annoying.
- Bu gerçekten can sıkıcı.
My friends always say I'm too calm, but my family always says I'm too annoying.
- Arkadaşlarım her zaman benim sakin olduğumu söyler fakat ailem her zaman can sıkıcı olduğumu söyler.
It's an embarrassing question.
- O, can sıkıcı bir soru.
I never do anything embarrassing.
- Asla can sıkıcı bir şey yapmam.
They are weary of their tedious work.
- Onlar can sıkıcı işlerinden dolayı bitkindiler.
Why are women such bothersome creatures?
- Kadınlar niçin böyle can sıkıcı varlıklardır.
I knew it would be painful.
- Bunun can sıkıcı olacağını biliyordum.
The truth can be more painful than a lie.
- Gerçek bir yalandan daha can sıkıcı olabilir.