My job is dull and boring.
- Benim görevim donuk ve sıkıcı.
Frankly speaking, his speeches are always dull.
- Açıkçası, onun konuşmaları her zaman sıkıcı.
I told you the concert was going to be boring. Why didn't you believe me?
- Sana konserin sıkıcı olacağını söyledim. Niçin beni dinlemedin?
Being sick is very boring.
- Hasta olmak çok sıkıcı.
Waiting for a train is tedious.
- Bir tren beklemek sıkıcı.
If life is ridiculous and absurd, be glad that it is not tedious.
- Eğer hayat gülünç ve saçma ise dert etmeyin çünkü bu en azından sıkıcı değil demektir.
The party was perfectly deadly.
- Parti tamamen sıkıcıydı.
You're getting very tiresome.
- Çok sıkıcı oluyorsun.
Your friend is tiresome.
- Arkadaşın can sıkıcı.
He has a very dry sense of humor.
- Onun çok sıkıcı bir mizah duygusu var.
The lecture was as boring as watching paint dry.
- Ders kuru boya izlemek kadar sıkıcıydı.
The silence is oppressive.
- Sessizlik can sıkıcıdır.
The air in this room's very stuffy.
- Bu odadaki hava çok sıkıcı.
Compared to basketball, baseball might be considered a little slow and boring.
- Basketbolla karşılaştırıldığında, beyzbolun biraz yavaş ve sıkıcı olabileceği düşünülebilir.
The game was slow, and it was also boring.
- Oyun yavaş ve sıkıcıydı.
He has an irksome personality.
- Onun can sıkıcı bir kişiliği var.
The party was perfectly deadly.
- Parti tamamen sıkıcıydı.
Tom was boring, but Mary wasn't.
- Tom can sıkıcıydı, ancak Mary değildi.
It's really very annoying.
- Bu gerçekten can sıkıcı.
It's annoying when people make out at work.
- İnsanlar iş yerlerinde cinsel ilişkide bulunduğunda, bu can sıkıcıdır.
I never do anything embarrassing.
- Asla can sıkıcı bir şey yapmam.
She finds her parents embarrassing.
- Anne ve babasını can sıkıcı buluyor.
They are weary of their tedious work.
- Onlar can sıkıcı işlerinden dolayı bitkindiler.
Why are women such bothersome creatures?
- Kadınlar niçin böyle can sıkıcı varlıklardır.
It's painful to be rejected.
- Reddedilmek can sıkıcı.
That's got to be painful.
- Bu can sıkıcı olmalı.