Bunlar benim kalemlerim.
- These are my pencils.
Bir kurşun kalemin var mı?
- Do you have a pencil?
Ben bir mavi, bir kırmızı ve bir siyah kurşunkalem istiyorum.
- I want a blue, a red and a black pencil.
O bana bir kurşunkalem verdi.
- She gave me a pencil.
Bir kurşun kaleme ihtiyacım var. Senin kurşun kalemlerden birini ödünç alabilir miyim?
- I need a pencil. Can I borrow one of your pencils?
Kurşun kalemler düzine halinde satılıyor.
- The pencils are sold in dozens.
I am very busy today but I can pencil you in at 3 p.m.
I penciled it in my notebook.