pek çok

listen to the pronunciation of pek çok
Турецкий язык - Английский Язык
very much

We didn't talk very much. - Biz pek çok konuşmadık.

voluminous
most

Most schools are closed today. - Bugün pek çok okul kapalı.

If you look from afar, most things will look nice. - Uzaktan bakıldığında pek çok şey hoş görünecektir.

galore
a world of
highly
too much

Lots of children in industrialised countries are too fat because they eat too much candy. - Endüstrileşmiş ülkelerdeki pek çok çocuk çok fazla şeker yemesi nedeniyle çok şişman.

multitudinous
countless

I've been to Boston countless times. - Pek çok kez Boston'a gittim.

Countless lives have been lost. - Pek çok hayat kayboldu.

a good deal
a great deal of

I have a great deal of work to do. - Yapacak pek çok işim var.

a good number of
copious
plenty of

There's plenty of stuff left. - Kalan pek çok şey var.

As a new father, I gave my first child plenty of books. - Yeni bir baba olarak, ben ilk çocuğuma pek çok kitap verdim.

far
plenty

There's plenty of stuff left. - Kalan pek çok şey var.

We consulted plenty of people. - Pek çok insana danıştık.

a raft of
vast
no end
numerous
greatly
a areal quantity of
deluge
enormously
(Konuşma Dili) a whole lot of

This doesn't make a whole lot of sense. - Bu pek çok anlam ifade etmiyor.

Tom doesn't have a whole lot of time. - Tom'un pek çok zamanı yoktu.

a spate of
a whole of
a great deal

I care a great deal for you. - Ben senin için pek çok dikkat ederim.

I have a great deal of work to do. - Yapacak pek çok işim var.

immensely
a great many

There are a great many people in the park. - Parkta pek çok sayıda insan var.

Tom has collected a great many butterflies. - Tom pek çok kelebek topladı.

out and away
1. a great many; quite a few; a lot of. 2. a great deal, very much
superabundant
a great number of
myriad
immense
(Konuşma Dili) umpteen
horribly
far and away
ungodly
oodles of
lavish
horrible
{i} oodles
immeasurable
manifold
raft
million
without stint
overmuch
{s} mighty
most#beautiful
infinite

I love you in spite of your many, but so many, infinite mental problems. - Senin pek çok ama pek çok, bitmeyen zihinsel sorunlarına rağmen seni seviyorum.

{s} numberless
a whale of a lot
innumerable
pek çok defa
quite a lot
pek çok defa
quite a bit
pek çok işe yarayan
all-purpose
pek çok ve çeşitli
manifold
pek çok yeteneği olan
all-around
pek çok, sonsuz
many, infinitely
pek çok, çok sayıda
Many, many
pek çok dostu var
she has lots of friends
pek çok yönden
in many directions
(pek) çok
far
(pek) çok
plenty
pekçok
so many
içilecek şeylerden pek çok içme
thing to drink a lot of drinking
çok kutsal; pek kutsı
sacrosanct; many Kuts
bir şeye pek çok üzülmek
take something hard
Турецкий язык - Турецкий язык
Yeterinden fazla, bir hayli
sürü
tümen tümen
(Osmanlı Dönemi) HEZAR
nice nice
oluk oluk
sürü sürü
buram buram
kırk
binlerce
pek çok
Избранное