parası

listen to the pronunciation of parası
Турецкий язык - Английский Язык

Определение parası в Турецкий язык Английский Язык словарь

parası yetmek
afford
para
money

He has lots of money. - O aşırı para harcıyor.

How much money do you want? - Ne kadar para istiyorsun?

parası olmamak
of cash
parası olmayan
non-monetary
parası biriktirmek
make up a purse for
parası ile övünen
purse proud
parası yetişmemek
get behind
parası yetmeyen
short of cash
parası çok olmak
be lousy with money
palamar parası/resmi
dockage or buoyage
para
{i} cash

He's raking in the cash. - O, çok para kazanıyor.

Tom caught Mary stealing his money from the cash register. - Tom Mary'yi yazarkasadan parasını çalarken yakaladı.

para
means

They live beyond their means. - Onlar kazandıklarından çok para harcıyorlar.

Tom lives beyond his means. - Tom kazandığından çok para harcıyor.

para
dough

That dude is rolling in dough. - Adam paraya para demiyor.

I'm rolling in dough. - Ben çok para kazanıyorum.

para
currency

In 1971 the United Kingdom changed its currency to the decimal system. - 1971 de Britanya Kırallığı parasını ondalık sisteme çevirdi.

The former Italian currency was the lira and its symbol was ₤. It's not related to the Turkish lira. - Daha önceki İtalyan para birimi liradır.ve onun sembolü £ dır.O Türk lirasıyla ilgili değildir.

para
shiners
yardım parası
benefit
çerez parası
peanut
para
{i} coin

Eric who was a weak prince issued a bad coinage which excited great discontent among the Danes. - Güçsüz bir prens olan Eric Danimarkalılar arasında büyük hoşnutsuzluğa sebep olan kötü bir para sistemi çıkardı.

I got these old coins from her. - Bu eski madeni paraları ondan aldım.

bilet parası
carfare
ekmek parası
living
ekmek parası
bread and butter
ingiliz parası
pound
para
gelt (yiddish)
para
(Pisikoloji, Ruhbilim) para
para
(Argo) benjamins
para
(Argo) ruff
para
iron
para
fund

We exhausted our funds. - Biz para kaynağını tükettik.

The governor took the money out of a slush fund. - Vali, örtülü ödenekteki parayı aldı.

para
(Argo) dead prez
para
(Argo) dosh
para
kail
para
finances

A household is a group that shares the same living space and finances. - Ev halkı, aynı yaşam alanını ve parayı paylaşan bir gruptur.

para
banknote
para
(Ticaret) allowance
para
(Argo) dead presidents
para
(Argo) wonga
para
the wherewithal
para
{i} tin
para
(Argo) ends
tazminat parası
compensation
çocuk parası
child benefit
para
capital

Mr. Morita started a business by using borrowed money as capital. - Bay Morita sermaye olarak borç para kullanarak bir işe başladı.

You worship money because you believe in capitalism. - Kapitalizme inandığın için paraya tapıyorsun.

para
oof
para
wealth
para
pelf
para
filthy lucre
para
obverse
para
leeway
para
lucre
para
take

Why don't you try to take your money back? - Paranızı geri almayı neden denemiyorsunuz?

The man claimed he didn't take the money. - Adam parayı almadığını iddia etti.

para
moolah
para
{i} chip

We all chipped in to buy our teacher a birthday present. - Hepimiz öğretmenimize bir doğum günü hediyesi almak için para verdik.

başlık parası
sum paid to the bride side for marriage.bride price.bonnet money
eski bir rus parası
A former Russian currency
kan parası
blood money
kira parası
rent allowance
para
rich

He is rolling in riches. - O para içinde yüzüyor.

How can Bill Gates be the the world's richest man if he gave away all of his money? - Bill Gates parasının hepsini bağışladıysa nasıl dünyanın en zengin adamı olabilir?

yemek parası
food allowance
ayakbastı parası
octroi, city toll
bahis parası
bet
bankada parası olmak
be in the black
bilet parası
carfare, fare
dünyanın parası
a lot of money
ekmek parası
living, bread and butter
ekmek parası kazanmak
bring home the bacon
eve ekmek parası getiren
breadwinning
fener parası
(Kanun,Ticaret) beaconage
gelin parası
coins showered over the bride at a wedding
geçici işsizlik parası
lay off pay
geçim parası
subsistence
geçim parası
subsistence money
geçiş parası
turnpike
geçiş parası
(köprü vs.) toll
güney afrika parası
rand
hamal parası
porterage hammaliye
hastalık parası
sick benefit
hastalık parası
sick pay
hava parası
goodwill
hava parası
key money
hava parası
ingoing
hava parası
1. key money, cash payment demanded of a new renter before he takes possession. 2. money paid beyond what can be shown on a receipt
holanda parası
gulden
hollanda parası
guilder
hız parası
speed money
ihtiyat parası
spare money
iskele parası
pierage
iskele parası
quayage
işsizlik parası
unemployment benefit
işsizlik parası
dole
işsizlik parası alıyor olmak
be on the dole
işsizlik parası alıyor olmak
go on the dole
kahve parası
tip, baksheesh, gratuity
kara gün parası
spare money
kiminin parası, kiminin duası
(Atasözü) People pay you for your services in various ways: the wealthy give you their money, and the poor give you their prayers of thanksgiving
kira parası
(Ticaret) rent money
kraliçenin fakirlere dağıttığı paskalya parası
maundy money
köprü parası
pike
okul parası
school fee
okul parası
tuition

Who paid your tuition? - Okul parasını kim ödedi?

para
monetary

Monetary value is the dominant value in American society. - Parasal değer Amerikan toplumunda egemen değerdir.

Monetary donations are also welcome. - Parasal bağışlara da açığız.

para
lolly
para
funds

When do you think his funds will run out? - Onun parasının ne zaman biteceğini düşünüyorsun?

We exhausted our funds. - Biz para kaynağını tükettik.

para
bread

When he had no money, he couldn't buy any bread. - Parası olmadığı zaman hiç ekmek alamazdı.

He had barely enough money to buy bread and milk. - Ekmek ve süt alacak kadar parası ancak vardı.

para
rock

Tom and Mary have jumped together from Pulpit Rock with a parachute. It was a short but magical experience. - Tom ve Mary birlikte Pulpit Rock'tan paraşütle atladılar. Kısa ama büyülü bir deneyimdi.

para
kale
para
dust
para
money, cash, dough; (kâğıt) banknote; (madeni) coin; pecuniary
para
sugar
para
Chink
para
ducat
para
boodle
para
(a) para (one fortieth of a kuruş)
para
pecuniary
para
shekels

If you want to go to Israel, you need many shekels. Water costs only 0,50 ₪. - İsrail'e gitmek istiyorsan çok paraya ihtiyacın var. Su sadece 0,50 ₪.

para
pay dirt
para
(Hukuk) money, cash
para
Jack

Jack can't afford to buy a new bicycle. - Jack'in yeni bir bisiklet satın almak için parası yok.

My jacket has a secret pocket where I can hide money or other valuables. - Ceketimin para veya başka şeyler saklayabileceğim gizli bir cebi var.

para
green

Green is the color of money. - Yeşil, paranın rengidir.

para
coffers
para
brass

The five yuan coins are brass, and the ten yuan coins are made out of bronze. - Beş yuan paralar pirinç, ve on yuan paralar bronz dışında yapılır.

The 5 yen coin is made from brass and the 10 yen coin is made from bronze. - 5 yen bozuk para pirinçten yapılır ve 10 yen bozuk para bronzdan yapılır.

para
purse

Tom stole some money from Mary's purse. - Tom Mary'nin cüzdanından biraz para çaldı.

Tom stole money from Mary's purse. - Tom Mary'nin cüzdanından para çaldı.

para
rhino
para
wherewithal
para
kale,kail
para
exchequer
para
coffer
para
effective
para
wampum
para
loot
para
kickback
polonya parası
zloty
siftah parası the money gained
from the first sale of the day
teminat parası
(Ticaret) caution money
temyiz parası
(Ticaret) appeal bond
tren parası
train fare
yem parası
livery
yemen parası
yemeni riyal
yer parası
toll
yiyecek parası kazanmak
(deyim) keep body and soul together
yol parası
toll
yol parası
fare

What is the fare from Osaka to Akita? - Osaka'dan Akita'ya yol parası nedir?

Before we get out of the taxi, we pay the fare. - Taksiden inmeden önce yol parasını öderiz.

yol parası
1. travel allowance. 2. road tax, tax which goes towards the upkeep of roads
Çingene parası
triflingly small amount of money, trifling sum
çekici parası
towage
çok parası olmak
roll in cash
üzerinde parası olmak
be in cash
üzerinde parası olmamak
out of cash
ıngiliz parası
(21 shilling) guinea
Английский Язык - Английский Язык

Определение parası в Английский Язык Английский Язык словарь

Pará
State in northern Brazil which has Belém as its capital
para
A woman who has had a certain number of pregnancies, indicated by the number prepended to this word
para
Short form of paralytic
para
A piece of Turkish money, usually copper, the fortieth part of a piaster, or about one ninth of a cent
para
paragraph(s)
para
Short form of parachutist
para
100 para equal 1 dinar
para
a soldier in the paratroops
para
(obstetrics) the number of live-born children a woman has delivered; "the parity of the mother must be considered"; "a bipara is a woman who has given birth to two children"
para
Ortho-, and Meta-
para
A prefix denoting: (a) Likeness, similarity, or connection, or that the substance resembles, but is distinct from, that to the name of which it is prefixed; as paraldehyde, paraconine, etc
para
Also used adjectively
para
prefix meaning behind, e g , para-appendiceal
para
That two groups or radicals substituted in the benzene nucleus are opposite, or in the respective positions 1 and 4; 2 and 5; or 3 and 6, as paraxylene; paroxybenzoic acid
para
(b) Specifically: (Organ
para
Short form of paragraph
para
Short form of paratrooper
para
an estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows 100 para equal 1 dinar
para
A para is a paratrooper. some guys just out of the paras. Para. is a written abbreviation for paragraph. See Chapter 9, para. 1.2. a paratrooper (paratrooper). par the written abbreviation of paragraph
para
port city in northern Brazil in the Amazon delta; main port and commercial center for the Amazon River basin
para
Chem
para
Short form of paramedic
para
prefix, beside, near
para
(pref ) far from, away, out, different from (k318)
para
A woman who has been delivered of a viable fetus
para
an estuary in northern Brazil into which the Tocantins River flows
para
A prefix signifying alongside of, beside, beyond, against, amiss; as parable, literally, a placing beside; paradox, that which is contrary to opinion; parachronism
para
also, an isomeric modification
para
having resemblance to certain features (e g Paralithic)
para
Formerly, one-hundredth of a dinar in Yugoslavia and, later, in the constituent states of that country
para
Paragraph Identifies a block of text It is a mix of #PCDATA and special text elements Attributes: N/A
para
Cf
para
Paraplegic
para
param: Sanskrit word meaning supreme
para
{i} coin of low value, penny
para
Beside/next to
para
A variety of forastero cacao bean cultivated in the Brazilian state of the same name
para
Refers to groups occupying 1,4 positions on a benzene ring
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение parası в Турецкий язык Турецкий язык словарь

palamar parası
Gemilerin bir iskeleye yanaşmak için ödedikleri para, palamar resmi
Para
(Osmanlı Dönemi) AKÇA
Para
mangır
Para
tıngır
Para
(Osmanlı Dönemi) PAR
Para
mangiz
Para
tıkır
boyunduruk parası
Bir mahalleden veya köyden başka yere gelin götürülürken, kaynatanın, gelinin ayrıldığı yerin delikanlılarına verdiği bahşiş
ekmek parası
Geçimi sağlayan para veya kazanç
hava parası
Bir yeri kira ile tutabilmek için sahibine veya çoğunlukla içindeki kiracıya açıktan verilen para, peştamallık
kahve parası
Bahşiş
kahve parası
Kahvelerde yenilip içilen şeyler veya oyun oynanan masalar için ödenmesi gereken ücret
kan parası
Diyet
para
Devletçe bastırılan, üzerinde değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı
para
Devletçe bastırılan, üzerinde saymaca değeri yazılı kâğıt veya metalden ödeme aracı, nakit
para
Kazanç: "Balıkçılıkta para vardır ama dalgıçlık kadar genç işidir."- S. F. Abasıyanık
para
Kuruşun kırkta biri
para
(Osmanlı Dönemi) akçe
yakıt parası
Binalarda ısınma giderleri için ödenen ücret
yol parası
Yolculuk sırasında harcanmak için ayrılmış para
İP PARASI
(Osmanlı Dönemi) Mc: Belâyı savmak için verilen şey
Английский Язык - Турецкий язык

Определение parası в Английский Язык Турецкий язык словарь

para
ötesinde
para
yakın

Onun felci ilerliyor ve yakında yataktan çıkamayacak. - His paralysis is progressing, and soon he won't be able to get out of bed.

para
(Biyokimya) yan

Bu paragraf iyi yazılmış ama son cümlede bir yanlışlık var. - This paragraph is well written, but there is a mistake in the last sentence.

para
(Pisikoloji, Ruhbilim) para
para
paragraf

Provence iklimi üzerine bir paragraf yaz. - Write a paragraph on the climate in Provence.

Bu paragrafın anlamını anlayabiliyor musun? - Can you understand the meaning of this paragraph?

para
paraşütçü asker

O bir paraşütçü asker miydi? - Was he a paratrooper?

Tom paraşütçü askeri doktor olmak istemiyor. - Tom doesn't want to be a paramedic.

para
(Diş Hekimliği) ' Yanında ' anlamında önek; bazen ' peri' ile aynı anlamda kullanılır
para
ikinci derecede
para
(Tıp) Benzol halkasında birbirine karşı mevkide bulunan elementlerin durumu
para
(Tıp) 1.Bir veya daha fazla doğum yapmış olan (çocuğu olan) kadın
para
benzer