oy

listen to the pronunciation of oy
Турецкий язык - Английский Язык
vote
{f} carving
{f} incised
{f} hollowed
{f} hollow
vision
ballot vote
carve
incise
hollow out
carve up
{f} clan
ballots
votes
vote of
{i} plumper
vote " oy; ballot
opinion, view
hollowout
poll
suffrage
option
oy vermek
vote

Tom isn't old enough to vote. - Tom oy vermek için yeterince yaşlı değil.

It is their right to vote. - Oy vermek onların hakkı.

oy kullanmak
{f} vote

Tom said Mary was too young to vote. - Tom, Mary'nin oy kullanmak için çok genç olduğunu söyledi.

Are you currently registered to vote? - Şu an oy kullanmak için kayıtlı mısınız?

oy vermek
{f} ballot

Today we went to the ballot box to vote for the European Parliament. - Bugün Avrupa Parlamentosu ile ilgili oy vermek için seçim sandığına gittik.

oy verme
{i} voting

Some countries make voting compulsory. - Bazı ülkeler oy vermeyi zorunlu kılar.

Some people think that the voting age should be lowered to 16. - Bazı insanlar oy verme yaşının 16'ya düşürülmesi gerektiğini düşünüyor.

oy birliği
unanimity
oy kullanmak
(Hukuk) to vote

Tom said Mary was too young to vote. - Tom, Mary'nin oy kullanmak için çok genç olduğunu söyledi.

Don't you want to vote? - Oy kullanmak istemiyor musun?

oy çokluğu
majority

The new contract was ratified by a majority of only 56 percent. - Yeni sözleşme sadece yüzde 56'lık bir oy çokluğu ile onaylandı.

oy birliği
(Politika, Siyaset) concurrence
oy çokluğu
unanimously
oy birliğiyle
with unanimity
oy birliğiyle
unanimously

The board unanimously decided to appoint her as CEO. - Yönetim Kurulu oy birliğiyle CEO olarak onu atamaya karar verdi.

oy vermek
cast one's vote
oy çokluğu
majority of votes
oy birliği
consensus
oy birliği
1. unanimity. 2. unanimous vote
oy birliği
consent
oy kullanmak
cast one's vote
oy veren
voting

Who are the voting members? - Oy veren üyeler kimler?

oy verme
{i} poll

It's too late to vote now. The polls are closed! - Artık oy vermek için çok geç. Sandıklar kapandı!

oy verme
polling
oy vermek
poll for
oy vermek
plump for
oy vermek
vote for

Today we went to the ballot box to vote for the European Parliament. - Bugün Avrupa Parlamentosu ile ilgili oy vermek için seçim sandığına gittik.

Ted wanted to vote for the communists. - Ted komünistler için oy vermek istedi.

oy vermek
{f} poll

It's too late to vote now. The polls are closed! - Artık oy vermek için çok geç. Sandıklar kapandı!

It's too late to vote now. The polls are closed! - Şimdi oy vermek için çok geç. Seçim yerleri kapalı!

oy vermek
give vote
oy vermek
cast a vote
oy vermek
(deyim) go to polls
oy vermek
to vote, to cast one's vote
oy çokluğu
by a large majority
Английский Язык - Английский Язык
An exclamation typically expressing mild frustration or expressing feelings of uncertainty or concern
(OY): a cry of astonishment, such as "Oh, my!"
Optimum Yield
boy, coin
yelled to get someones attention
Турецкий язык - Турецкий язык
rey
Seçimlerde kişinin herhangi bir aday veya partiye ait yaptığı tercih
Çeşitli duyguları anlatmak için kullanılan seslenme sözü
Bir toplantıya katılanların, bir sorunla ilgili birkaç seçenekten birini tercih etmesi, rey
Bu tercihi belirten işaret, söz veya yazı
Oy birliği
ittifak
oy birliği
Bir toplantıda oylamaya katılan bütün üyelerin aynı yönde oy kullanması
oy çokluğu
Bir toplantıda oylamaya katılanların yarıdan fazlasının aynı yönde oy kullanmaları
Английский Язык - Турецкий язык

Определение oy в Английский Язык Турецкий язык словарь

oy birliğiyle
unanimously
oy
Избранное