oranla

listen to the pronunciation of oranla
Турецкий язык - Английский Язык
relatively
relatively, beside, in proportion (to)
in comparison with
in proportion to
in proportion as
pro rata
beside
in proportion
comparison
oran
ratio

The application allows you to quickly calculate the ratio of body mass index - BMI. - Uygulama, vücut kütle indeks oranını hızlı bir şekilde hesaplamanı sağlıyor.

What's the student/teacher ratio at your school? - Okulundaki öğrenci / öğretmen oranı nedir?

oran
{i} rate

At what rate did the illness spread? - Hastalık ne oranda yayıldı.

The unemployment rate went up to 5% because of the recession. - İşsizlik oranı durgunluktan dolayı %5'e yükseldi.

oran
proportion

The force of gravity between two objects is proportional to the product of the two masses, and inversely proportional to the square of the distance between their centers of mass. - İki nesne arasındaki çekim kuvveti iki kütlenin ürünü ile orantılıdır ve onların kütle merkezleri arasındaki mesafeyle ters orantılıdır.

With every increase of scientific knowledge, man's power for evil is increased in the same proportion as his power for good. - Bilimsel bilginin her artışıyla insanın kötülük için gücü iyilik için gücü gibi aynı oranda artırılır.

oran
(Biyoloji) quotient
oranlamak
compare
oran
proportion; estimate; ratio, rate
oran
(Ticaret) margin
oran
(Bilgisayar) zoom to
oran
(Tıp) rate ratio
oran
rating
oran
magnification
oran
(Bilgisayar) zoom
oran
(Kanun) quorum
oran
incidence
oranlamak
guess
oranlamak
calculate
oranlamak
estimate
oran
measure

As a measure to prevent another period of inflation, our government has jacked up interest rates. - Enflasyonun başka dönemini önlemek için bir önlem olarak, bizim hükümet faiz oranlarını yükseltti.

You can use a psychrometer to measure relative humidity. - Nispi nem oranını ölçmek için, bir psikrometre kullanabilirsiniz.

eskilerine oranla az gelişmiş
obsolete
oran
{i} percentage

The percentage of carbohydrates in animal cells is approximately 6 percent. - Hayvan hücrelerindeki karbonhidrat oranı yaklaşık yüzde altıdır.

The animal cell has a greater percentage of proteins than the plant cell. - Hayvan hücresi, bitki hücresinden daha büyük bir protein oranına sahiptir.

oran
rate, ratio
oran
{i} relation
oran
proportion; ratio; rate
oran
rate , ratio
oranlamak
proportion
oranlamak
to calculate; to estimate; to compare
oranlamak
to compare (one thing) with (another)
vere oranla hız
(Havacılık) ground speed
Английский Язык - Английский Язык

Определение oranla в Английский Язык Английский Язык словарь

Oran
A male given name
Oran
given name, male
Oran
Port of Algeria
Oran
City (pop., 1998: 692,516), northwestern Algeria. Situated on the Mediterranean Sea, it is about midway between Tangier, Morocco, and Algiers. With the adjacent Mers el-Kebir, it is the country's second largest port. Founded in the 10th century by Andalusians as a base for trade with the northern African hinterland, it was held by the Spanish until 1708, when it fell to the Ottomans. It was devastated by an earthquake in 1790. In 1792 the Ottomans settled a Jewish community there. In 1831 it was occupied by the French, who established a modern port and naval base. In World War II (1939-45) it came under the control of the Allied Powers. Most of its European inhabitants left after Algerian independence in 1962. It is divided into a waterfront and the old and new city sections built on terraces above it
oran
a port city in northwestern Algeria and the country's 2nd largest city
Турецкий язык - Турецкий язык
Herhangi bir şeye göre, herhangi bir şeyle kıyaslayarak, nispeten
ORAN
(Osmanlı Dönemi) Tahmin, keşif
ORAN
(Osmanlı Dönemi) Ölçü, mikyas
ORAN
(Osmanlı Dönemi) Biçim, tenasüb, endam
Oran
nispet

Cürüm nispeti mütemadiyen fazlalaşıyor. - Suç oranı sürekli olarak artıyor.

Oranlamak
demek
oran
Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı, nispet
oran
iki şey arasındaki karşılıklı uygunluk
oran
İki büyüklük, iki nicelik arasındaki bağıntı
oran
Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak verilen yargı, tahmin
oran
Albert Camus'nün yapıtlarında bolca söz ettiği, Cezayir'deki kent
oran
Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak verilen yargı, tahmin. İki büyüklük, iki nicelik arasındaki bağıntı
oran
iki büyüklük arasındaki bağınt
oran
İki şeyin birbirini tutması, karşılıklı uygunluk, tenasüp
oran
Büyüklük, nicelik, derece bakımından iki şey arasında veya parça ile bütün arasında bulunan bağıntı, nispet: "Dini, dili ne olursa olsun her insan doğup büyüdüğü, ekmeğini kazandığı toprak üstünde korkusuz, güven altında yaşadığı oranda kendini mutlu duyuyordu."- N. Cumalı. İki şeyin birbirini tutması, karşılıklı uygunluk, tenasüp
oranlamak
Bir konu hakkında belli bir yargıya varmak, tahmin etmek
oranlamak
Eşit tutmak
oranlamak
Karşılaştırmak, kıyaslamak
oranlamak
Akıl yoluyla gerçeğe yakın olduğuna inanılarak hüküm vermek, tahmin etmek
oranlamak
Ölçmek, hesaplamak, hesap etmek
oranla
Избранное