I have no time to read books.
- Kitap okumak için zamanım yok.
This story is short enough to read in one lesson.
- Bu hikaye bir derste okumak için yeterince kısa.
Tom says he wants to study French.
- Tom Fransızca okumak istediğini söylüyor.
Tom says that he hasn't yet had time to read the report.
- Tom, raporu okumak için henüz zamanı olmadığını söylüyor.
Tom took his time reading the contract.
- Tom sözleşmeyi okumak için zaman ayırdı.
Tom put on his glasses to read the contract.
- Tom sözleşmeyi okumak için gözlüğünü taktı.
Why do you want to study abroad?
- Neden yurtdışında okumak istiyorsunuz?
Why do you want to study abroad?
- Neden yurtdışında okumak istiyorsun?
I prefer reading to writing.
- Okumayı yazmaya tercih ederim.
Do you think this book is worth reading?
- Bu kitabın okumaya değer olacağını düşünüyor musun?
I enjoy the challenge.
- Meydan okumaktan hoşlanıyorum.
Tom enjoys a good challenge.
- Tom iyi bir meydan okumaktan hoşlanır.
Is she reading a book? Yes, she is.
- O bir kitap okuyor mu? Evet, o okuyor.
I never read that book.
- O kitabı hiç okumadım.
I have no time to read books.
- Benim kitap okumak için zamanım yok.
Tom likes to stay home and read books on weekends.
- Tom hafta sonlarında kitap okumak için evde kalmaktan hoşlanır.
Tom wants to read a book.
- Tom kitap okumak istiyor.
It's too dark here to read a book.
- Burası kitap okumak için çok karanlık.
I have not read all the books.
- Bütün kitapları okumadım.
I've not read today's paper yet.
- Ben henüz bugünkü gazeteyi okumadım.
Is she reading a book? Yes, she is.
- O bir kitap okuyor mu? Evet, o okuyor.
While I was reading in bed last night, I fell asleep with the light on.
- Dün gece yatakta kitap okurken, ışık açıkken uykuya dalmışım.
I have no time to read books.
- Kitap okumak için zamanım yok.
I have never read that book.
- O kitabı hiç okumadım.
My decision to study abroad surprised my parents.
- Yurtdışında okuma kararım ebeveynlerimi şaşırttı.
What do you want to study at college?
- Üniversitede ne okumak istiyorsun?
Tom never reads the newspaper.
- Tom asla gazete okumaz.
Hardly anyone reads my blog.
- Neredeyse hiç kimse benim web sayfamı okumaz.