I have no time to read books.
- Kitap okumak için zamanım yok.
This story is short enough to read in one lesson.
- Bu hikaye bir derste okumak için yeterince kısa.
Tom says Mary has to study French.
- Tom Mary'ninFransızca okumak zorunda olduğunu söylüyor.
Why should Japanese people have to study English? Foreigners should have to study Japanese! What you say makes sense!
- Japon halkı neden İngilizce okumak zorunda olmalı? Yabancılar Japonca okumak zorunda olmalı! Söylediğin mantıklı geliyor!
You should take the time to read the contract carefully.
- Sözleşmeyi dikkatli bir şekilde okumak için zaman ayırmalısın.
Tom took his time reading the contract.
- Tom sözleşmeyi okumak için zaman ayırdı.
I've been studying in China for ten months.
- On aydır Çin'de okumaktayım.
What do you want to study at college?
- Üniversitede ne okumak istiyorsun?
He enjoyed reading detective stories.
- O, polisiye hikâyeler okumaktan hoşlandı.
I like reading American novels.
- Amerikan romanları okumayı severim.
I enjoy the challenge.
- Meydan okumaktan hoşlanıyorum.
Tom enjoys a good challenge.
- Tom iyi bir meydan okumaktan hoşlanır.
My father told me not to read a book in my bed.
- Babam yatakta kitap okumamamı söyledi.
Is she reading a book? Yes, she is.
- O bir kitap okuyor mu? Evet, o okuyor.
Tom likes to stay home and read books on weekends.
- Tom hafta sonlarında kitap okumak için evde kalmaktan hoşlanır.
Tom does nothing but read books on Sundays.
- Tom Pazar günleri kitap okumaktan başka hiçbir şey yapmaz.
I want to stay home and read a book.
- Evde kalmak ve bir kitap okumak istiyorum.
I just want to relax in the park and read a book.
- Ben sadece parkta dinlenmek ve bir kitap okumak istiyorum.
Do not read books in such a dim room.
- Böylesine loş bir odada kitap okumayın.
I've not read today's paper yet.
- Ben henüz bugünkü gazeteyi okumadım.
I'm reading the New York Times.
- New York Times'ı okuyorum.
Is she reading a book? Yes, she is.
- O bir kitap okuyor mu? Evet, o okuyor.
I never read that book.
- O kitabı hiç okumadım.
I have no time to read books.
- Kitap okumak için zamanım yok.
I decided to go abroad to study.
- Yurtdışında okumaya karar verdim.
I made a decision to study abroad.
- Yurtdışında okumaya karar verdim.
Tom reads nothing but fiction.
- Tom kurgudan başka bir şey okumaz.
Tom reads almost no books at all.
- Tomas neredeyse hiç kitap okumaz.