Ahşap evler kolayca tutuşurlar.
- Wooden houses catch fire easily.
Askerler isyanı kolayca bastırdı.
- The troops easily put down the rebellion.
Yarına kadar rahatça bekleyebilirim.
- I can easily wait till tomorrow.
O, evini kolaylıkla bulabildi.
- He could find her house easily.
Arzu ettiğini kolaylıkla alabildi.
- She managed to get what she desired easily.
Yeni evimize rahatça yerleştik.
- We are comfortably established in our new home.
İnsanlar genelde banliyölerde rahatça yaşamaktadır.
- People often live comfortably in the suburbs.