Tom Skeleton, the ancient stage doorkeeper, sat in his battered armchair, listening as the actors came up the stone stairs from their dressing rooms.
- Tarihi sahne kapıcısı, Tom Skeleton, eskimiş koltuğunda oturdu, aktörlerin soyunma odalarından taş merdivenlerden yukarı gelirken dinledi.
Rooms should be left vacant by eleven a.m. on the day of departure.
- Odalar, ayrılış gününde saat on bire kadar boş bırakılmalıydı.
I'm going to subscribe to these chamber-music concerts.
- Ben bu oda müziği konserlerine katılacağım.
Many small business owners belong to a chamber of commerce.
- Birçok küçük işletme sahipleri bir ticaret odasına aittir.
The room has two windows.
- Odada 2 tane pencere var.
Don't run around in the room.
- Odanın etrafında koşma.
Tom has a large closet in his bedroom.
- Tom'un yatak odasında büyük bir dolabı var.
Tom has a big closet in his room.
- Tom'un odasında büyük bir dolabı var.
The old man lived in the three-room apartment.
- Yaşlı adam üç odalı bir apartmanda yaşıyordu.
I want to rent an apartment with two rooms.
- İki odalı bir daire kiralamak istiyorum.