mutabık

listen to the pronunciation of mutabık
Турецкий язык - Английский Язык
agreed

We have agreed on the rate of discount. - Biz indirim oranı üzerinde mutabık kaldık.

Most Americans agreed with President Wilson. - Amerikalıların çoğu Başkan Wilson ile mutabık kalmıştı.

becoming
fitting
agreeable (to)
(people) who are in agreement with each other
appropriate
appropriate (to), suited (to); conforming (to), congruent (with)
suitable
in agreement with
congruent
agreeable to
coincide
concurrent
corresponding
coincident
agreeable
pursuant
agree

Most Americans agreed with President Wilson. - Amerikalıların çoğu Başkan Wilson ile mutabık kalmıştı.

We hardly ever agree on anything. - Biz neredeyse hiçbir şeyde mutabık kalmayız.

consentaneous
concordance
concurrence
mutabık kalmak
to come to an agreement (on)
mutabık kalmak
run in with
mutabık kalmak
to agree
mutabık olmak
to agree, to be in agreement
mutabık olmak
be in agreement with
mutabık olmak
(Hukuk) coincide, to be in agrement
mutabık kalmak
get on with
mutabık kalmak
agree to
mutabık kalmak
agree
Турецкий язык - Турецкий язык
Uygun
Birbirine uyan, aralarında anlaşmazlık olmayan
(Osmanlı Dönemi) uygun, muvâfık
MUTABIK
(Osmanlı Dönemi) Uygun. Muvafık. Uyan
mutabık olmak
Aralarında anlaşmazlık olmamak, anlaşmak
mutabık
Избранное