moda

listen to the pronunciation of moda
Турецкий язык - Английский Язык
fashion

Short skirts have already gone out of fashion. - Kısa eteklerin modası şimdiden bitti.

That kind of dress is now in fashion. - O tür elbise şimdi moda.

trend

Mary knows everything about the latest fashion trends. - Mary en son moda trendleri hakkında her şeyi bilir.

She follows all the latest trends in fashion. - O modadaki bütün en son trendleri izler.

style

Since when do you care what's in style? - Neyin modaya uygun olduğunu ne zamandan beri önemsiyorsun?

I wish the fedora would come back in style. - Keşke fötr şapka modaya uygun geri gelse.

modish
fashioned

I'm not old fashioned. - Ben eski moda değilim.

Those shoes are old fashioned. - Bu ayakkabılar eski modadır.

faddish
cult
rage
mode

Who's your favorite fashion model? - Favori moda mankenin kim?

Hebrew is not at all old-fashioned, but rather modern, effervescent, and fresh. - İbranice hiç eski moda değil ama oldukça modern, coşkun ve taze.

fashion, vogue, style; fad
fashionable, smart, stylish (thing); in fashion, in vogue
(geçici) fad
the done thing
vogue

It's kind of in vogue, but the price is too much! - Bu biraz modaya uygun ama fiyat çok fazla.

Terms like sexism are now in vogue. - Cinsiyetçilik gibi terimler şimdi moda.

go
fancy
fashionable

A socialite is a person who is well known in fashionable society and is fond of social activities and entertainment. - Bir sosyete moda toplumda iyi tanınan ve sosyal faaliyetlere ve eğlenceye düşkün bir kişidir.

That kind of dress has become quite fashionable. - Bu tür elbise oldukça moda oldu.

craze
trendy

The new trendy way to drink vodka is to pour it directly into your eye socket. However, doing so could seriously damage your vision. - Votka içmek için yeni moda tarzı onu doğrudan göz yuvasına dökmektir. Ancak, böyle yapmak ciddi olarak görüşünüze zarar verebilir.

She always wore trendy clothes. - O hep modaya uygun elbiseler giydi.

fashion; cult; in fashion, fashionable, stylish, modish
in the fashion

They live in the fashion world. - Moda dünyasında yaşıyorlar.

in
ton
with it
in fashion

Long dresses have come in fashion this year. - Uzun elbiseler bu yıl moda oldu.

Faded jeans are still in fashion. - Soluk pantolonlar hâlâ modadır.

groovy
voguish
stylish
geçici moda
fad
moda olmak
be in
moda editörü
fashion editor
moda evi
(Tekstil) fashion house
moda geçici
fad
moda haftası
fashion week
moda koleksiyonu
(Tekstil) fashion collection
moda olan
fashionable
moda olmak
to be in fashion
moda olmak
in fashion
moda olmak
be in fashion
moda olmayan
unfashionable
moda tasarımcıları
fashion designers
moda çekimi
fashion shoot
moda çekimleri
fashion shoots
moda çizimi
fashion drawing
moda çılgınlığı
fad
moda olmak
catch on
moda bilincine sahip
fashion minded
moda dalgası
fashion cycle
moda dergisi
fashion magazine
moda dünyası
vanity fair
moda düşkünü gençlik
gilded youth
moda eşya
fancy goods
moda fuarı
fashion parade
moda içerikli
fashion-oriented
moda malların satıcısı
fashionmonger
moda olan şey
the thing
moda olmak
to be the vogue
moda olmak
be the wear
moda olmak
come into vogue
moda olmak
to be in fashion, to come into fashion, to come in
moda olmak
take on
moda olmak
be in vogue
moda olmak
be fashionable
moda resimleri
fashion plate
moda sözcük
buzzword

It's just one of those annoying buzzwords. - Bu sadece şu can sıkıcı moda sözcüklerden biri.

moda sözcük
vogue word
moda tasarımcısı
fashioner
moda yönelimli
fashion-oriented
moda çıkarmak
set the fashion
moda şovu
fashion show
pek moda
all the rage
eski moda
old-fashioned
eski moda
old fashioned
eski moda giysili
frumpish
son moda
modish
son moda
a la mode
son moda
trendy
çok moda
all the vogue
Турецкий язык - Турецкий язык
(Osmanlı Dönemi) Fr. Geçici yenilik. Elbise ve süslenmede geçici hevesler ve fantezi düşkünlüğü sebebiyle çıkartılan yeni tarz ve şekiller. Bunlar israfı artırır ve iktisada aykırıdır
Yelkenlerin son kat camadana vurularak küçültülmüş durumu
Değişiklik ihtiyacı veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik: "Moda sandığımız birçok şeylerin hayatın kendi bünyesinden geldiği anlaşılır."- A. H. Tanpınar
Toplum yaşamına giren geçici yenilik
Belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlük
Geçici olarak yeniliğe ve toplumsal beğeniye uygun olan
Değişiklik ihtiyacı veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik
ürüsüm
moda evi
Moda giysilerin yapıldığı ve satıldığı yer
moda olmak
Yaygın duruma gelmek, herkesçe kabul edilmek
bir şey moda olmak
Yaygın duruma gelmek, herkesçe kabul edilmek
moda
Избранное