krize

listen to the pronunciation of krize
Турецкий язык - Английский Язык
crisis
kriz
crisis

Is there any end in sight to the deepening economic crisis? - Derinleşen ekonomik krizin görünürde bir sonu var mı?

Workers are taking a financial beating in the employment crisis. - İşçiler iş krizinde mali yenilgi alıyorlar.

krize yol açmak
to cause crisisresult in crisis
kriz
{i} fit
kriz
(Tıp) seizure

Tom knows what to do when Mary has an epileptic seizure. - Tom Mary'nin bir epilepsi krizi olduğunda ne yapacağını biliyor.

kriz
(Ticaret) depression

The economist anticipated a prolonged depression. - Ekonomist, sürüp giden bir ekonomik kriz sezinledi.

During the Depression in the 1930's, many wealthy people lost everything in the stock market crash. - 1930'lardaki kriz sırasında, çok sayıda zengin insan borsanın iflasında her şeyini kaybetti.

kriz
{i} invasion
kriz
dunkirk
kriz
(Tıp) crises

I suppose that in the universe there is an infinite number of financial crises. - Sanırım evrende sonsuz sayıda finansal kriz var.

The UN has played a major role in defusing international crises and preventing conflicts. - BM, uluslararası krizleri ortadan kaldırmada ve çatışmaları önlemede önemli bir rol oynadı.

kriz
spell
kriz
attack

Tom nearly had a heart attack when he saw Mary standing on the edge of the roof. - Tom Mary'nin çatının kenarında durduğunu gördüğü zaman neredeyse kalp krizi geçirmişti.

Tom had a heart attack. - Tom bir kalp krizi geçirdi.

kriz
slump

The stock market is in a prolonged slump. - Menkul kıymetler borsası sürüp giden bir ekonomik kriz içindedir.

kriz
fit of hysterics, attack of nerves
kriz
{i} ictus
kriz
{i} conjuncture
kriz
fit, attack
kriz
crisis; fit, attack, bout
kriz
{i} acme
kriz
{i} paroxysm
kriz
{i} bout
kriz
(öksürük vb.) spell
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение krize в Турецкий язык Турецкий язык словарь

kriz
Bir toplumun, bir kuruluşun veya bir kimsenin yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran
kriz
Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk: "Krizler sıkıştırdığı zaman özel kliniklerde yatmaya gidiyordu."- Ç. Altan
kriz
Bir toplumun, bir kuruluşun veya bir kimsenin yaşamında görülen güç dönem, bunalım, buhran: "Krizin ne kadar sürdüğünü bilmiyorum."- F. R. Atay
kriz
Bir organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk
kriz
Bunalım
kriz
Fizyolojik bir rahatsızlığın şiddetli yinelenmelerle ortaya çıkan nöbeti
krize
Избранное