kişinin

listen to the pronunciation of kişinin
Турецкий язык - Английский Язык

Определение kişinin в Турецкий язык Английский Язык словарь

kişi
person

Bilal is a person of knowledge. - Bilal bilgili bir kişidir.

I bought a new personal computer yesterday. - Dün yeni bir kişisel bilgisayar satın aldım.

kişinin en güçlü tarafı
forte
kişi
persona

The reason I prefer to go to Japan is that the people in Japan are hardworking and have honest personalities. - Japonya'ya gitmek istemeyi tercih etmemin sebebi onların çalışkan ve dürüst kişilikleridir.

Personal computers are of great use. - Kişisel bilgisayarlar çok faydalıdırlar.

kişi
thing

Were you the one who planned this whole thing? - Bütün bu şeyi planlayan kişi sen miydin?

I thought you'd be the last person to do such a thing. - Böyle bir şey olacak son kişi olduğunuzu düşündüm.

kişi
cove
kişi
figure

A strange figure suddenly came through the door. - Garip bir kişi aniden kapıdan girdi.

Andrej Chadanovič is a major figure in the Belarusian poetry. - Andrej Chadanoviç, Belarus şiirinde önemli bir kişidir.

kişi
(Bilgisayar) contact

People with autism often don't make eye contact when talking to someone. - Otizmli kişiler, birisiyle konuşurken çoğu zaman göz teması kurmazlar.

I've lost all the contacts from my address book. - Adres defterimden tüm kişileri kaybettim.

kişi
self

Self-publishing is a way to talk to the public. - Kişisel yayıncılık, halkla konuşmanın bir yoludur.

He's a very selfish person. - O, çok bencil bir kişidir.

kişi
fellow
kişi
soul

Tom is a very brave soul. - Tom çok cesur bir kişidir.

You're a brave soul if you want to climb the Urals. - Urallara tırmanmak istiyorsan sen cesur bir kişisin.

kişi
individual

Every person is an individual. - Her kişi bir bireydir.

Changes in society come from individuals. - Toplumdaki değişiklikler kişilerden gelir.

kişi
man

Many people think that sponge cake is difficult to bake, but if you use enough eggs, nothing can really go wrong. - Bir sürü kişi pandispanyayı fırınlanması zor sanmakta, ama yeterince yumurta kullanırsanız hiçbir şey sahiden ters gitmeyebilir.

There were too many people at the concert. - Konserde çok fazla kişi vardı.

kişi
life

You are the most important person in my life. - Hayatımda en önemli kişi sizsiniz.

One's lifestyle is largely determined by money. - Kişinin yaşam tarzı, büyük ölçüde para ile belirlenir.

kişi
bird

Fine feathers make fine birds. - Güzel giysiler kişiyi güzel gösterir.

kişi
people

There are four people in my family. - Ailemde dört kişi var.

Only a few people showed up on time. - Yalnızca birkaç kişi vaktinde geldi.

kişi
bod

Tom was the one who discovered the body. - Tom cesedi keşfeden kişiydi.

Sami was the one who discovered Layla's body. - Sami, Leyla'nın cesedini keşfeden kişiydi.

kişi
character

José showed himself to be a person of bad character. - Jose kendini kötü karakterli bir kişi olarak gösterdi.

Dreams are the touchstones of our characters. - Hayaller kişiliklerimizin mihenktaşıdır.

Aynesi iştir kişinin lafa bakılmaz
(Atasözü) Deeds are fruits, words are but leaves.Actions speak louder than voice
Kişi
capita

At least four were killed in the explosion of a car bomb outside a police station in the capital, Nairobi. - Başkent Nairobi'de bir polis karakolunun dışındaki bir araba bombası patlamasında en az dört kişi öldü.

The per capita consumption of rice of Japanese people is about half of what it was fifty years ago. - Japon halkının kişi başına düşen pirinç tüketimi yaklaşık elli yıl önce olanın yarısı.

ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
(deyim) actions speak louder than voicewhat you do is more important than what you say
aynası iştir kişinin lafa bakılmaz
actions speak louder than words
aracı kullanan kişinin yeri
cab
gözaltında tutulan kişinin nakli
(Hukuk) transit of person held in custody (INT)
iki kişinin para kazandığı aile
dual income family
iki kişinin rolünü üstlenen kimse
jekyl and hyde
iki kişinin rolünü üstlenen kimse
jekyl and hyde existance
kişi
gram. person
kişi
cad
kişi
one

That's one small step for a man, one giant leap for mankind. - Bu, bir kişi için küçük bir adımdır ama insanlık için dev bir sıçramadır.

One more person will be joining us later. - Daha sonra bir kişi daha bize katılıyor olacak.

kişi
person, human being
kişi
head

More than 50 people died from the recent eruption. Volcanic rocks struck some victims in the head. - Son püskürmede 50'den fazla kişi öldü. Volkanik kayalar bazı kurbanların başına çarptı.

If you want to have an attractive personality, you need to have a good head on your shoulders. - Eğer çekici bir kişiliğe sahip olmak istiyorsanız, omuzlarınızda iyi bir kafaya sahip olmalısınız.

kişi
person, individual; dramatis persona
kişi
poll
kişi
Wight
kişi
dramatis persona
kişi
wallah
kırbaçlanan kişinin bağlandığı direk
whipping post
on kişinin canına mâlolmak
take a toll of ten lines
sekiz kişinin yaptığı müzik
octette
sekiz kişinin yaptığı müzik
octet
tek kişinin işlettiği
single handed
tek kişinin yaptığı
oneman
tek kişinin yaptığı
solo
tek kişinin yaptığı
one handed
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение kişinin в Турецкий язык Турецкий язык словарь

Kişi
nüfus
Kişi
zeyt
Kişi
şahıs
Kişi
kimse
Kişi
zeyd
kişi
Bir eserde (oyun, roman, hikâye) yer alan kimse
kişi
Erkek
kişi
Eş, koca: "Kişiyi vezir eden de karısı, rezil eden de."- Atasözü
kişi
İnsan, kimse, şahıs
kişi
Eş, koca
kişi
İnsan, kimse, şahıs: "Dilenciler de sayıda olduğu hâlde, yirmi otuz kişi kadardık."- M. Ş. Esendal
kişi
Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs
kişi
Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs
Английский Язык - Турецкий язык

Определение kişinin в Английский Язык Турецкий язык словарь

ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz
(deyim) söylenen sözün önemi yoktur, önemli olan yapılan iştir anlamına gelen atasözü