keşfetmek

listen to the pronunciation of keşfetmek
Турецкий язык - Английский Язык
explore

I want to explore the world and go on an adventure. - Dünyayı keşfetmek ve bir maceraya devam etmek istiyorum.

He wants to explore the uninhabited island. - O, ıssız ada keşfetmek istiyor.

discover

Learning another language means discovering a new world. - Başka bir dil öğrenmek, yeni bir dünya keşfetmek demektir.

He risked his whole fortune to discover new oil fields. - Yeni petrol sahalarını keşfetmek için tüm servetini riske attı.

find out
find
scout
study out
search out
detect
work out
to discover (something new); to find out (a secret)
cipher out
descry
dig out
to discover

He risked his whole fortune to discover new oil fields. - Yeni petrol sahalarını keşfetmek için tüm servetini riske attı.

We have yet to discover an effective remedy for cancer. - Biz hâlâ kanser için etkili bir tedavi keşfetmek zorundayız.

hit off
reconnoiter
scry
expose
disclose
turn up
trace
put one's finger on
crack
devise
guess
discovering

Learning another language means discovering a new world. - Başka bir dil öğrenmek, yeni bir dünya keşfetmek demektir.

keşfetme
(Bilgisayar) explore

He hopes to explore the uninhabited island. - Issız adayı keşfetmeyi umuyor.

I would really like to explore this cave. - Ben gerçekten bu mağarayı keşfetmek istiyorum.

keşfetme
strike
keşfetme
uncovering
keşfetme
scouting
yerini keşfetmek
locate
keşfet
{f} scouting
keşfet
discover

The motto of Twitter is The best way to discover what's new in your world. - Twitter'ın sloganı Dünyanızda nelerin yeni olduğunu keşfetmenin en iyi yolu.'dur.

He discovered a new star. - Yeni bir yıldız keşfetti.

keşfet
suss out
keşfet
{f} exploring

Hunting, underwater diving, fishing and exploring are among his interests. - Avcılık, sualtı dalış, balıkçılık ve keşfetme onun ilgi alanları arasındadır.

He enjoys exploring remote areas. - Uzak bölgeleri keşfetmekten hoşlanır.

keşfet
reconnoiter
keşfet
descry
keşfet
{f} reconnoitering
keşfet
explore

I would really like to explore this cave. - Ben gerçekten bu mağarayı keşfetmek istiyorum.

He hopes to explore the uninhabited island. - Issız adayı keşfetmeyi umuyor.

keşfet
{f} scout
keşfetme
espial
keşfet
descried
keşfet
ascertain
keşfet
sussout
keşfet
reconnoitre
yeniden keşfetmek
rediscover

I'm dying to rediscover fine British cuisine. - Güzel İngiliz mutfağını yeniden keşfetmek için can atıyorum.

If it were not for books, each generation would have to rediscover for itself the truths of the past. - Kitaplar olmasaydı, her nesil kendisi için geçmişin gerçeklerini yeniden keşfetmek zorunda kalacaktı.

Турецкий язык - Турецкий язык
Var olduğu bilinmeyen bir şeyi bulmak: "İki genç kadın, birbirlerini keşfeden iki yalnız çocuk gibi memnundular."- H. E. Adıvar
Var olduğu bilinmeyen bir şeyi bulmak
(Osmanlı Dönemi) HASR
keşfetme
Keşfetmek işi
keşfetmek
Избранное