keşfetme

listen to the pronunciation of keşfetme
Турецкий язык - Английский Язык
strike
scouting
(Bilgisayar) explore

Mary has gone off to explore the mountain. - Mary dağı keşfetmeye gitti.

I would really like to explore this cave. - Ben gerçekten bu mağarayı keşfetmek istiyorum.

uncovering
espial
keşfetmek
explore

I would really like to explore this cave. - Ben gerçekten bu mağarayı keşfetmek istiyorum.

The scientists used a bathysphere to explore the depths of the ocean. - Bilim adamları okyanusun derinliklerini keşfetmek için bir batisfer kullandılar.

keşfetmek
{f} discover

He risked his whole fortune to discover new oil fields. - Yeni petrol sahalarını keşfetmek için tüm servetini riske attı.

The role of the historian is less to discover and catalog documents than to interpret and explain them. - Tarihçinin rolü daha az keşfetmek ve onları çevirmek ve açıklamak yerine belgelerin kataloğunu hazırlamaktır.

keşfetmek
find out
keşfetmek
find
keşfetmek
{f} detect
keşfetmek
expose
keşfetmek
reconnoiter
keşfetmek
trace
keşfetmek
disclose
keşfetmek
turn up
keşfetmek
scry
keşfet
reconnoiter
keşfet
explore

He wants to explore the uninhabited island. - O, ıssız ada keşfetmek istiyor.

The explorers discovered a skeleton in the cave. - Araştırmacılar mağarada bir iskelet keşfettiler.

keşfet
{f} exploring

Hunting, underwater diving, fishing and exploring are among his interests. - Avcılık, sualtı dalış, balıkçılık ve keşfetme onun ilgi alanları arasındadır.

I am looking forward to exploring this country and having many adventures. - Bu ülkeyi keşfetmeyi ve bir sürü macera yaşamayı sabırsızlıkla bekliyorum.

keşfet
discover

Who discovered America? - Amerika'yı kim keşfetti?

He discovered a new star. - Yeni bir yıldız keşfetti.

keşfet
{f} scouting
keşfet
suss out
keşfet
{f} scout
keşfet
{f} reconnoitering
keşfet
descry
keşfetmek
put one's finger on
keşfetmek
crack
keşfetmek
devise
keşfetmek
guess
keşfetmek
discovering

Learning another language means discovering a new world. - Başka bir dil öğrenmek, yeni bir dünya keşfetmek demektir.

keşfetmek
to discover

We have yet to discover an effective remedy for cancer. - Biz hâlâ kanser için etkili bir tedavi keşfetmek zorundayız.

The role of the historian is less to discover and catalog documents than to interpret and explain them. - Tarihçinin rolü daha az keşfetmek ve onları çevirmek ve açıklamak yerine belgelerin kataloğunu hazırlamaktır.

keşfet
sussout
keşfet
reconnoitre
keşfet
ascertain
keşfet
descried
keşfetmek
hit off
keşfetmek
cipher out
keşfetmek
search out
keşfetmek
study out
keşfetmek
work out
keşfetmek
{f} descry
keşfetmek
{f} scout
keşfetmek
dig out
keşfetmek
to discover (something new); to find out (a secret)
Турецкий язык - Турецкий язык
Keşfetmek işi
Keşfetmek
(Osmanlı Dönemi) HASR
keşfetmek
Var olduğu bilinmeyen bir şeyi bulmak
keşfetmek
Var olduğu bilinmeyen bir şeyi bulmak: "İki genç kadın, birbirlerini keşfeden iki yalnız çocuk gibi memnundular."- H. E. Adıvar
keşfetme
Избранное