The witch is stirring her cauldron.
- Cadı, kazanını karıştırıyor.
The cauldron was steaming and bubbling.
- Kazan, buhar çıkarıp köpürüyor.
The Denver Broncos have won the Super Bowl.
- Denver Broncos, Super Bowl'u kazandı.
Who do you think will win this year's Super Bowl?
- Bu yılki final karşılaşmasın kimin kazanacağını düşünüyorsun?
His parents' view was that he was wasting his earnings on a silly girl.
- Ebeveynlerinin görüşü onun kazancını aptal bir kıza harcadığı idi!
Does Tom earn enough money to live in the city?
- Tom şehirde yaşamak için yeterli para kazanıyor mu?
Tom won $10,000 in the lottery.
- Tom piyangoda 10.000 dolar kazandı.
In 1958, Brazil won its first World Cup victory.
- 1958'de, Brezilya ilk Dünya Kupası zaferini kazandı.
White to play and win.
- Sıra beyazda ve kazandı.
If the loser smiled the winner will lose the thrill of victory.
- Kaybeden gülümserse kazanan zaferin heyecanını kaybeder.
Tom is gaining on us.
- Tom bizim üzerimizden kazanıyor.
Their relationship really started gaining momentum.
- Onların ilişkisi ivme kazanmaya başladı.
I'm sure of winning the championship.
- Ben şampiyonluğu kazanacağımdan eminim.
That team has little, if any, chance of winning.
- O takımın çok az, eğer varsa, kazanma şansı var.
This is more than I have earned.
- Bu, kazandığımdan daha fazla.
His ideas never earned him a dime.
- Onun fikirleri asla ona on sent kazandırmadı.
No gains without pains.
- Emeksiz kazanç olmaz.
Ill-gotten gains are short-lived. The only way to make real money is to earn every penny.
- Haksız kazançlar kısa ömürlüdür.Gerçek para yapmanın tek yolu her kuruşu kazanmaktır.