I don't want to lose this match.
- Bu maçı kaybetmek istemiyorum.
Have patience with a friend rather than lose him forever.
- Onu sonsuza kadar kaybetmek yerine, bir arkadaşına karşı sabırlı ol.
It's better to have loved and lost than never to have loved at all.
- Sevmek ve kaybetmek hiç sevmemekten daha iyidir.
I don't want to lose this match.
- Bu maçı kaybetmek istemiyorum.
To lose face means to be humiliated.
- İtibarını kaybetmek aşağılanmak anlamına gelir.
We should spend our time creating content for our website rather than wasting time worrying about minor cosmetic details.
- Küçük kozmetik detaylar hakkında endişelenerek zaman kaybetmektense web sitemiz için içerik yaratarak zamanımızı harcamalıyız.
I was beginning to lose my cool.
- Soğuk kanlılığımı kaybetmeye başlıyordum.
Don't lose confidence, Mike.
- Güvenini kaybetme, Mike.
She forgave him for losing all her money.
- O, tüm parasını kaybettiği için onu bağışladı.
Losing his balance from a sudden gust of wind, the tightrope walker fell to his death.
- Ani bir fırtınadan dengesini kaybettiği için, ip cambazı ölümüne düştü.
I've lost all my money.
- Bütün paramı kaybettim.
They lost no time in leaving their home.
- Evlerinden ayrılırlarken zaman kaybetmediler.
To keep you is no benefit. To destroy you is no loss.
- Sizi yaşatmak hiçbir şey kazandırmaz, kaybetmek ise hiçbir kayıp getirmez.
I've mislaid my watch.
- Kol saatimi kaybettim.