karşı koymak

listen to the pronunciation of karşı koymak
Турецкий язык - Английский Язык
withstand
resist

They dug miles of underground tunnels to resist the enemy attack. - Onlar düşman saldırısına karşı koymak için millerce yeraltı tünelleri kazdılar.

Sometimes it's hard to resist the impulse to burst out laughing. - Bazen kahkahayla gülme dürtüsüne karşı koymak zordur.

oppose

It was heroic of them to oppose the enemy. - Düşmana karşı koymak onların kahramanlığıydı.

confront

Someone has to confront him. - Biri ona karşı koymak zorunda.

Someone has to confront them. - Biri onlara karşı koymak zorunda.

fight back

You've got to fight back. - Karşı koymak zorundasın.

We won't hesitate to fight back. - Karşı koymak için tereddüt etmeyeceğiz.

stand up to
set against
counteract
face
contest
to oppose, resist, make a stand (against)
stand out
demur
oppugn
counterwork
fend
to resist, to withstand, to oppose, to go against sb/sth
dispute
face up to
bear against
stand

We need strong leaders who are not afraid of standing up to political correctness. - Bizim politik doğruluğa karşı koymaktan korkmayan güçlü liderlere ihtiyacımız var.

offer resistance
stick up to
refuse
counter
stand out against
stand up
go against
deprecate
mind
cross
put against
dissent
countercheck
karşı koyma
{i} opposition
karşı koyma
{i} defiance
karşı koy
withstand
karşı koyma
flout
cesaretle karşı koymak
brave
karşı koy
offer resistance
karşı koy
{f} withstood
karşı koy
{f} withstanding
karşı koyma
counteraction
karşı koyma
resistance

Will there be resistance? - Karşı koyma olacak mı?

Resistance is futile. - Karşı koymanın faydası yok.

cesurca karşı koymak
outbrave
eşit güçle karşı koymak
counterbalance
eşit kuvvetle karşı koymak
counterpoise
eşit kuvvetle karşı koymak
countervail
eşit kuvvetle karşı koymak
equipoise
fırtınaya karşı koymak
weather a storm
karşı koyma
dissidence
karşı koyma
deprecation
karşı koyma
despite
karşı koyma
contraposition
tutuklamaya karşı koymak
(Hukuk) resist arrest (to)
karşı koymak
Избранное