kanalıyla

listen to the pronunciation of kanalıyla
Турецкий язык - Английский Язык
by way of, by means of, through
through
by means of
kanal
canal

The Panama Canal connects the Atlantic with the Pacific. - Panama Kanalı Atlantiği Pasifikle bağlar.

The ear canal sends sound waves to the eardrum. - Kulak kanalı, kulak zarına ses dalgaları gönderir.

kanal
channel

Tom changes channels during commercials. - Tom reklamlar sırasında kanalları değiştirir.

What is on Channel 10? - Onuncu kanalda ne var?

kanal
{i} conduit
kanal
via
kanal
duct

I was told my tear duct was blocked. - Bana gözyaşı kanalımın tıkandığı söylenildi.

kanal
{i} pass

This ship is too big to pass through the canal. - Bu gemi, kanaldan geçmek için fazla büyük.

We passed through the Panama Canal. - Panama Kanalı'ndan geçtik.

kanal
(Dilbilim) medium
kanal
waterway

A river and a canal are both types of waterway. - Bir nehir ve bir kanal her ikisi de su yolu türüdür.

kanal
pore
kanal
trough
kanal
play to
kanal
chase
kanal
dyke
kanal
ditch
kanal
vaso-
kanal
raceway
kanal
(Bilgisayar) channelchannel
kanal
(İnşaat) rebate
kanal
grooves
kanal
(Biyoloji) isthmus
kanal
(Ticaret) toll
kanal
(Otomotiv) port
kanal
(Elektrik, Elektronik,Teknik) line link
kanal
(Otomotiv) well
kanal
rails
kanal
(Arılık) rabbet
kanal
{i} sluice
kanal
aqueduct
kanal
aquila
kanal
{i} flume
kanal
vaso
kanal
{i} gullet
kanal
{i} chamfer
kanal
{i} meatus
kanal
{i} drain

The drain is clogged again. - Kanalizasyon tekrar tıkanmış.

kanal
{i} station

He took the video to a local TV station. - Bir yerel televizyon kanalı için video çekti.

kanal
{i} dike

We live near the dike. - Kanala yakın yaşıyoruz.

I live near the dike. - Kanalın yanında yaşıyorum.

kanal
{i} culvert
kanal
watercourse
kanal
{i} chute
kanal
coulisse
kanal
{i} vessel
kanal
gully
kanal
{i} passage
kanal
groove, channel; mortise
kanal
communications channel, television channel
kanal
(Anatomi) duct, canal
kanal
drain, duct; chute; canal; (televizyon) channel; canal, duct
kanal
groove
Турецкий язык - Турецкий язык
Bir kimse veya bir şey aracılığıyla, yoluyla, eliyle
Kanal
(Osmanlı Dönemi) TÜR'A
kanal
Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu. İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz. İçinden damar, sinir veya bir sıvı geçen yol
kanal
Tahtanın liflerine dik yönden açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti
kanal
İçinden damar, sinir veya bir sıvı geçen yol
kanal
Tahtanın liflerine dik yönde açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti
kanal
Yapay su yolu
kanal
Dipleri düz olan denizlerde, dip akıntıları nedeni ile oluşan bölge
kanal
İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz
kanal
Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu
kanal
Telefon, telgraf, televizyon gibi araçlarla iletişimi sağlayan yol, hat
kanalıyla
Избранное