A man cannot be made in a mold.
- Bir insan, bir kalıp içinde yapılamaz.
Let me teach you the patterns of the verb.
- Sana fiil kalıplarını öğreteyim.
She won't conform to the town's social patterns.
- O, kasabanın sosyal kalıplarına uymayacak.
Tom bought three bars of soap yesterday.
- Tom dün üç kalıp sabun aldı.
She used up a bar of soap.
- O bir kalıp sabun tüketti.
Words fly, texts remain.
- Söz uçar, yazı kalır.
How long will you remain in London?
- Londra'da ne kadar kalacaksın?
I can't stay here forever.
- Sonsuza dek burada kalamam.
I want to stay here longer.
- Burada daha uzun kalmak istiyorum.
I'm now staying at my uncle's.
- Şu an amcamın evinde kalıyorum.
I should study now, but I prefer staying on Tatoeba.
- Şimdi çalışmalıyım ama Tatoeba'da kalmayı tercih ediyorum.
The door remaining locked up from inside, he could not enter the house.
- Kapı içeriden kilitli kaldığı için, o, eve giremedi.
There were few students remaining in the classroom.
- Sınıfta kalan çok az sayıda öğrenci vardı.
Words fly away, the written remains.
- Söz uçar, yazı kalır.
He remains calm in the face of danger.
- O, tehlike karşısında sakin kalır.