kabi̇li̇yet

listen to the pronunciation of kabi̇li̇yet
Турецкий язык - Турецкий язык
(Osmanlı Dönemi) Dıştan gelen te'sirleri alabilme gücü
(Osmanlı Dönemi) İstidat, anlayış, kabul edebilirlilik. Kabul edici yüksek bir kuvvete mâlik olmak, olabilirlilik
kabiliyet
Yetenek: "Köy kadınlarının taklitlerini bir maymun kabiliyetiyle yapıyor."- H. E. Adıvar
kabiliyet
Yetenek
kâbiliyet
(Osmanlı Dönemi) dıştan gelen tesirleri alabilme gücü; kabul edebilirlik, olabilirlik, kabul edici yüksek bir kuvvete sahip olmak
kabiliyet-i hazmiye
(Sosyoloji, Toplumbilim) Hazmetme yeteneği

Yine onlar da hepiniz gibi milletin refah ve gerçek mutluluğunu maddeten elde edebilmek için idare makinesinin ıslâhı ahval-ı içtimaiyemizde mümkün olduğu kadar milletin kabiliyet-i hazmiyesi derecesi nispetinde terakkiyata mazhariyeti düşünen insanlardı.

Kabiliyet
(Osmanlı Dönemi) KUDRET
Турецкий язык - Английский Язык

Определение kabi̇li̇yet в Турецкий язык Английский Язык словарь

kabiliyet
{i} talent

He was very gifted and talented. - O çok kabiliyetli ve yetenekliydi.

He's a talented writer. - O, kabiliyetli bir yazar.

kabiliyet
{i} capability
kabiliyet
ability

The economic strength of a country lies not alone in its ability to produce, but also in its capacity to consume. - Bir ülkenin ekonomik gücü sadece üretme kabiliyetinde değil aynı zamanda tüketme yeteneğinde de bulunur.

Tom definitely has the ability to be the boss. - Tom kesinlikle patron olma kabiliyetine sahip.

kabiliyet
skill
kabiliyet
aptitude
kabiliyet
faculty

Man is different from animals in that he has the faculty of speech. - İnsan oğlu konuşma kabiliyeti bakımından hayvanlardan farklıdır.

kabiliyet
ability, capability, competence
kabiliyet
capacity

The economic strength of a country lies not alone in its ability to produce, but also in its capacity to consume. - Bir ülkenin ekonomik gücü sadece üretme kabiliyetinde değil aynı zamanda tüketme yeteneğinde de bulunur.

He must be able to pass the exam since he has the capacity. - İmtihanı geçebilmesi lazım, zira kabiliyeti var.

kabiliyet
accomplishments
kabiliyet
flair
kabiliyet
dower
kabiliyet
aptness
kabiliyet
gift

He was very gifted and talented. - O çok kabiliyetli ve yetenekliydi.

kabiliyet
instinct
kabiliyet
ability, capability, aptitude, competence yetenek
kabiliyet
prerogative
kabiliyet
quality
kabiliyet
vocation
kabiliyet gerektiren
skillful
kabiliyet gerektiren
skilful
kabiliyet
competence
kabiliyet
predispose
kabiliyet
skill variety
kabiliyet
caliber
kabiliyet
natural ability
kabiliyet
might
lojistik imkan ve kabiliyet değerlendiricisi
(Askeri) logistics capability estimator
lojistik imkan ve kabiliyet değerlendirme aracı
(Askeri) logistics capability assessment tool
kabi̇li̇yet
Избранное