kabalık

listen to the pronunciation of kabalık
Турецкий язык - Английский Язык
rudeness
{i} roughness
indelicacy
brusqueness
barbarism
boorishness
gothicism
gall
earthiness
discourtesy
impolite behavior
roughness, lack of finish
disrespect
coarseness, vulgarity
crudity
impoliteness
asperity
crassness
roughness; coarseness; rudeness, discourtesy, disrespect
vulgarity
crudeness
abruptness
coarseness
barbarity
cruelty
grossness
gothic
goat
faux pas
ungainliness
prankishness
barbarousness
harshness
audacity
incivility
ungracefulness
brutishness
bestiality
{i} rankness
clown
swinish
swinishness
{i} gruffness
ribaldry
gaucherie
impolite

They consider it impolite to disagree with someone they don't know very well. - Onlar çok iyi tanımadıkları biriyle aynı fikirde olmamayı kabalık olarak düşünüyorlar.

It is very impolite of him to decline their invitation. - Onun davetini geri çevirmen büyük kabalık.

{i} shortness
{i} inelegance
{i} rusticity
{i} loutishness
surly
rudery
discourteous
indelicate
{i} vulgarism
brutish
kaba
{s} vulgar

She is extremely vulgar in her speech. - O konuşmasında son derece kabadır.

I find his language vulgar. - Onun dilini kaba buluyorum.

kaba
rude

I dislike Chris because he is very rude and insensitive. - Çok kaba ve duyarsız olduğu için Chris'ten hoşlanmıyorum.

The clerk was dismissed on the grounds of her rude manners. - Memur kaba davranışları gerekçesiyle görevden alındı ​​.

kaba
{s} impolite

It was impolite of him not to say goodbye. - Hoşça kal dememesi kabalıktı.

Nobody likes impolite salesmen. - Kimse kaba satıcıları sevmez.

kaba
{s} coarse
kaba
rough

Jackson was a rough man. - Jackson, kaba bir adamdı.

It was out of the ordinary for Chris to behave so roughly. - Chris'in kabaca davranması sıradışı idi.

kabalık etmek
1. to behave rudely. 2. to use coarse language
kabalık etmek
disrespect
kabalık etmek
to be rude (to sb), to behave rudely
kaba
crude

Don't tell crude jokes in the presence of my father. - Babamın varlığında kaba şakalar yapma.

I was offended by her crude manners. - Onun kaba davranışı tarafından rencide edildim.

kaba
fuck
kaba
brusque
kaba
rough-hewn
kaba
churlish
kaba
discourteous
kaba
rude, impolite, unkind, impertinent, bestial, mean, brutish, brusque, barbarous, disrespectful; graceless, inelegant; gruff, rough; vulgar, common; filthy, scurrilous, abrasive; coarse, rough; crude, rough, not well finished
kaba
brute

Why do you hate me so much? Because you are a brute! - Neden benden bu kadar çok nefret ediyorsun? Çünkü sen kabasın!

kaba
{s} loutish
kaba
{s} swinish
kaba
ill-mannered
kaba
abrupt
kaba
cunt
kaba
boorish
kaba
rendering
kaba
impertinent
kaba
baize
kaba
boor
kaba
coarse-grained
kaba
duro
kaba
horny
kaba
scurrilous
kaba
homebred
kaba
raw
kaba
unpleasant
kaba
scurrile
kaba
provincial
kaba
prank
kaba
(Argo) goop
kaba
lumbering
kaba
primitive
kaba
(Tıp) buttock
kaba
goat
kaba
robustious
kaba
filthy
kaba
ill-natured

Although he isn't ill-natured, he is not very kind. - Kaba olmamasına rağmen, çok nazik değildir.

kaba
colour
kaba
(Politika, Siyaset) ignorant

He's rude, arrogant and ignorant. - O kaba, kibirli ve cahil.

kaba
awkward
kaba
color
kaba
(Konuşma Dili) high and mighty
kaba
pissed
kaba
incivil
kaba
ill-bred
kaba
unskilled labour
kaba
coarser
kaba
lout
kaba
off color
kaba
duffel
kaba
gothic
kaba
ungalant
kaba
unskilled
kaba
short-spoken
kaba
hard-hitting
kaba
gobemouche
kaba
(Mekanik) course
kaba
illiberal
kaba
Doric
kaba
prankish
kaba
raucous
kaba
gross
kaba
inurbane
kaba
rustic
kaba
uncivil
kaba
blunt
kaba
underbred
kaba
audacious
kaba
bestial
kaba
unmannerly
kaba
shirty
kaba
indigested
kaba
harsh

Don't judge me too harshly. - Beni çok kaba şekilde yargılama.

kaba
heavy-handed
kaba
mean

Were you mean to her? - Ona kaba davrandın mı?

Please forgive me. I didn't mean to be rude. - Lütfen beni affet. Kabalık etmek istemedim.

kaba
currish
kaba
not done
kaba
beastly
kaba
bumptious
kaba
inhumane
kaba
offhand
kaba
elephantine
kaba
abrasive
kaba
rowdy

My brother has been much too rowdy lately. - Erkek kardeşim son zamanlarda çok kabadayı oldu.

kaba
cold-hearted
kaba
indecent
kaba
rugged
kaba
snooty
kaba
blatant
kaba
rotten
kaba
bold
kaba
insolent
kaba
brutish
kaba
unceremonious
kaba
off

I was offended by her crude manners. - Onun kaba davranışı tarafından rencide edildim.

Dan rudely insulted a police officer. - Dan kabaca polis memuruna hakaret etti.

kaba
unkind

Tom was unkind to Mary. - Tom Mary'ye karşı kabaydı.

Tom was never unkind. - Tom hiç kaba değildi.

kaba
vulgarian
kaba
ribald
kaba
base
kaba
{s} brutal
kaba
surly
kaba
short spoken
kaba
{s} ungainly
kaba
backwoods
kaba
clodhopping
kaba
{s} hoggish
kaba
having coarse grains
kaba
{s} bearish
kaba
disoblige
kaba
{s} hobnailed
kaba
{s} unpolished
kaba
{s} unfinished
kaba
gauche
kaba
hardhitting
kaba
{s} uncomplaisant
kaba
{s} rank
kaba
{s} graceless
kaba
{s} unrefined
kaba
{s} incondite
kaba
{s} uncouth
kaba
common

Sodium bicarbonate is commonly known as baking soda. - Sodyum bikarbonat, yaygın olarak kabartma tozu olarak bilinir.

kaba
rough hewn
kaba
puffy

Why isn't it red and puffy? - O neden kırmızı ve kabarık değil?

kaba
{s} loud

These tourists are loud and rude. - Bu turistler gürültücü ve kabadır.

kaba
{s} barbarous
kaba
{s} unchivalrous
kaba
ungentlemanlike
kaba
{s} crass
kaba
clown
kaba
{s} inelegant
kaba
{s} ungracious
kaba
{s} gruff

A gruff voice broke the silence. - Kaba bir ses sessizliği bozdu.

kaba
{s} offhanded
kaba
{s} ungallant
kaba
(şive) Doric
kaba
buttocks
kaba
barbarian
kaba
opprobrious
kaba
disrespectful

What Tom said was disrespectful. - Tom'un söylediği şey kabaydı.

kaba
puffy, puffed up; thick (carpet)
kaba
coarse grained
kaba
rough, coarse
kaba
vulgar, rude
kaba
roughly

Tom is roughly the same age as I am. - Tom kabaca benimle aynı yaşta.

It was out of the ordinary for Chris to behave so roughly. - Chris'in kabaca davranması sıradışı idi.

kaba
rough (calculation, guess)
kaba
crudely made
kaba
fescennine
kaba
{s} heavy

Tom and Mary were both wearing heavy winter coats. - Hem Tom hem de Mary ağır kış kabanları giyiyorlardı.

kaba
gutter
kaba
ill mannered
kaba
{s} disobliging
kaba
{s} splay
kaba
{s} tactless
kaba
hard hitting
kaba
broad
kaba
{s} foul
kaba
{s} ungraceful
Турецкий язык - Турецкий язык
Kaba olma durumu
Kaba davranış, nezaketsizlik, huşunet
Kaba davranış, nezaketsizlik, huşunet: "Bu kabalığımı şimdiki vaziyetime bağışlayınız."- P. Safa
(Osmanlı Dönemi) KASA
Kaba
eşekçe
Kaba
sakil
Kaba
hoyratça
kaba
özensiz, gelişigüzel yapılmış
kaba
Taneleri iri
kaba
Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli
kaba
Terbiyesi, görgüsü kıt, nezaketsiz
kaba
Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü: "Çocuklardan biri ağzından çok fena, çok kaba bir şey kaçırdı."- O. C. Kaygılı
kaba
Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz: "Kaba, hantal, şivesiz, bir sürü adamlar kafesinin önüne toplanırlar."- R. H. Karay
kaba
Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil
kaba
Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil: "Cebinden kaba fil dişi saplı bir de çakı çıkardı."- Ö. Seyfettin
kaba
Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli: "Kaba bir yün döşekle temiz bir şilte, yastık yorgan buldum."- H. R. Gürpınar
kaba
Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer
kaba
Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü
kabalık
Избранное