kızmak

listen to the pronunciation of kızmak
Турецкий язык - Английский Язык
be angry

Tom had reasons to be angry. - Tom'un kızmak için nedenleri vardı.

Tom had every right to be angry. - Tom kızmakta haklıydı.

get hot
lose one's temper
cut up rough
ruffle
fret
inflame
huff
become hot
be riled at
gall
be angry with smb
chafe
grow hot
to get angry, to resent, to be cross (with sb) (about sth); to get hot
heat
(for a hen) to get broody
be nettled at
(for something being heated) to get hot
(Fiili Deyim ) get angry

There's no reason to get angry. - Kızmak için hiçbir neden yok.

Mary, come down. It is harmful to get angry. - Mary, sakin ol. Kızmak zararlıdır.

get

Getting excited is not at all the same as getting angry. - Heyecanlanmak kızmakla hiçte aynı değildir.

Mary, come down. It is harmful to get angry. - Mary, sakin ol. Kızmak zararlıdır.

have one's hackles up
(deyim) be up in arms
bristle
cross
glow
fume
get mad
resent
bridle
fly into a passion
be riled
rail against
nettled
rail
fly off the handle
get hot under the collar
kız
girl

He married a Canadian girl. - O, Kanadalı bir kızla evlendi.

His girlfriend is Japanese. - Onun kız arkadaşı Japon.

kız
{i} bird

The girl let the bird loose. - Kız kuşu serbest bıraktı.

Why is this bird called a robin redbreast? - Bu kuşa neden kızılgerdan diyorlar?

kız
daughter

His daughter is eager to go with him anywhere. - Kızı onunla her yere gitmeye hevesli.

A good daughter will make a good wife. - İyi bir kız çocuğu, iyi bir eş yapacaktır.

kızma
take it easy
kızma
{i} frown
kız
judy

That girl whose hair is long is Judy. - Saçı uzun olan kız Judy.

That girl who has long hair is Judy. - Uzun saçlı o kız Judy'dir.

kız
skirt

These girls use white skirts. - Bu kızlar beyaz gömlek kullanıyor.

Do those girls wear white skirts? - O kızlar beyaz etek mi giyiyor?

kız
queen

There was once upon a time an old Queen whose husband had been dead for many years, and she had a beautiful daughter. - Biz zamanlar kocası yıllar önce ölmüş olan yaşlı bir kraliçe vardı ve onun da güzel bir kızı vardı.

Once upon a time there lived a king and queen who had three very beautiful daughters. - Bizr zamanlar, üç çok güzel kızı olan bir kral ve kraliçe yaşardı.

kızma
glowing
kızma
{i} fury
kız
bridle up
kız
wench
kız
lass
kız
resent

They may feel some resentment. - Biraz kızgınlık hissedebilirler.

I resent the way he treated me. - Onun bana davranma şekline kızıyorum.

kız
puss
kız
picture card
kız
virgin

In the Torah Lot offers his virgin daughter's to be gang raped. - Tevrat'ta Lut, bakire kızını toplu tecavüze uğraması için sunuyor.

I want to marry a virgin girl. - Bakire bir kızla evlenmek istiyorum.

kız
bridle at
kızma
resentment
hiddetlenmek, kızmak, gadap etmek
To rage, to be angry, to gadap
kız
girl's
kız
gırl

Dorenda really is a nice girl. She shares her cookies with me. - Dorenda gerçekten iyi bir kızdır, o kurabiyelerini benimle paylaşıyor.

Betty is a pretty girl, isn't she? - Betty güzel bir kızdır, değil mi?

kız
country girl
kafası kızmak
to get angry
kafası kızmak
to get angry, to fly into a temper
keli kızmak
(for a calm person) to lose his temper
kız
{i} female

Tom has a lot female friends. - Tom'un çok sayıda kız arkadaşı var.

The female student that sat in front of the teacher is from Germany. - Öğretmenin önünde oturan kız öğrenci Almanyalıdır.

kız
{i} Miss

I'm beginning to miss my girlfriend. - Kız arkadaşımı özlemeye başlıyorum.

I miss my little sister. - Küçük kız kardeşimi özlüyorum.

kız
{s} maiden

Mary's maiden name is Jackson. - Mary'nin kızlık soyadı Jackson'dur.

What's your wife's maiden name? - Karınızın kızlık soyadı nedir?

kız
{i} babe
kız
chick

I like roast chicken. - Fırında kızartılmış tavuğu severim.

Dad uses fire to roast a chicken. - Babam tavuk kızartmak için ateş kullanır.

kız
demoiselle
kız
jenny
kız
girl; daughter, girl; queen; virgin, maiden
kız
gal
kız
bunny

Mary wore bunny slippers. - Mary kız terlikleri giydi.

Tom gave his daughter a stuffed bunny. - Tom kızına bir doldurulmuş tavşan verdi.

kız
playing cards queen
kız
chicken

Dad uses fire to roast a chicken. - Babam tavuk kızartmak için ateş kullanır.

I saw a video of a man who can fry chicken without using tongs. - Maşa kullanmadan tavuk kızartabilen bir adamın videosunu izledim.

kız
lassie
kız
colleen
kız
virgin, maiden
kız
maid

Mary went back to using her maiden name. - Mary tekrar kızlık adını kullanmaya başladı.

The beautiful maiden sat on the top of the rock and combed her golden hair in the sunshine. - Güzel genç kız kayanın tepesine oturdu ve güneşte altın rengi saçlarını taradı.

kız
(iskambil) queen
kız
jill

Jill is the only girl in our club. - Jill Kulübümüzde tek kız.

kız
sheila
kızma
vexation
kızma
{i} tiff
kızma
{i} inflammation
kızma
becoming hot
kızma
indignation
kızma
{i} anger

You have no cause for anger. - Kızmak için nedenin yok.

Турецкий язык - Турецкий язык
Isıtılan veya ısınan bir nesnenin sıcaklığı çok artmak
Çiftleşmek istemek, kösnümek
Öfkelenmek, sinirlenmek
At, eşek gibi hayvanlar çiftleşmek istemek, kösnümek
Zamanı gelip kuluçkaya yatma isteği göstermek
Isıtılan veya ısınan bir nesnenin sıcaklığı çok artmak. Öfkelenmek, sinirlenmek: "Tamamıyla bir Fransız olduğumu anlayınız da şapka giydiğime kızmayınız, olur mu?"- Ö. Seyfettin
Dişi kuşlar zamanı gelip kuluçkaya yatma isteği göstermek
horata
Kız
bint
kız
Dişi cinsten birine daha yaşlı biri tarafından seslenilirken kullanılır
kız
Dişi
kız
Cinsel ilişkide bulunmamış dişi, kız oğlan kız, erden, bakire
kız
Cinsel ilişkide bulunmamış dişi, kız oğlan kız, erden, bakire: "Bulursam namuslu bir kızla evleneceğim."- B. R. Eyuboğlu
kız
Dişi çocuk: "Düşüncesi bu noktaya gelince birdenbire Azize'nin küçük kızını hatırladı."- H. E. Adıvar
kız
İskambil kâğıtlarında kız resimli kâğıt
kız
Dişi cinsten birine daha yaşlı biri tarafından kullanılan bir seslenme sözü: "Sesleri işitiyor musun, kızım?"- F. R. Atay. İskambil kâğıtlarında kız resimli kâğıt
kız
Dişi çocuk
kızma
Kızmak işi: "Şimdi artık kızma sırası bana gelmişti."- R. N. Güntekin
kızma
Kızmak işi
kızmak
Избранное