istekle

listen to the pronunciation of istekle
Турецкий язык - Английский Язык
ambitiously
eagerly

Tom eagerly ate the sandwich that the fireman gave him. - Tom itfaiyecinin ona verdiği sandvici istekle yedi.

They eagerly supported his new policy. - Onun yeni politikasını istekle desteklediler.

heartily
gladly
(Muzik) ardently
gladly, eagerly
anxiously
voluntarily
like a shot
wistful
anxious
ardent
istek
claim
istek
wish

I hope your wishes will come true. - İnşallah isteklerin gerçekleşir.

She cremated him against his wishes. - Onun isteklerinin aksine o onu yakarak kül etti.

istek
request

The request became a hot political issue in the presidential campaign. - İstek başkanlık kampanyasında sıcak bir siyasi sorun haline geldi.

I don't get a lot of requests for that song. - O şarkı için çok istek almıyorum.

istek
want

I'm willing to take care of your children, if you want me to. - Eğer benim yapmamı istiyorsan, senin çocuklarına bakmaya istekliyim.

They want to choose their mates by their own will. - Arkadaşlarını kendi istekleriyle seçmek istiyorlar.

istek
desire

Tom sometimes has trouble understanding other people's motives and desires. - Tom'un bazen diğer insanların güdülerini ve isteklerini anlama sorunu var.

istekle ve çabucak yemek veya içmek
quickly and eagerly to eat or drink
istek
{i} will

I assume you are willing to take the risk. - Riski almaya istekli olduğunuzu varsayıyorum.

He was willing to care for that cat. - O,o kediye bakmak için istekliydi.

istek
{i} requirement
istek
{i} aspiration
istek
{i} requisition
istek
{i} urge

When I read about the untranslatability of some language, I feel an irresistable urge to go back to my desk and translate another novel. - Bir dilin çevirilemezliği hakkında bir şey okuduğum zaman, çalışma masama dönüp başka bir roman çevirmek için karşı konulmaz bir istek duyuyorum.

istek
{i} mind
hemen istekle
at the drop of a hat
istek
accord
istek
(Bilgisayar) prompt
istek
calling
istek
fancy
istek
(Ticaret) motivation
istek
(Ticaret) motive

Tom sometimes has trouble understanding other people's motives and desires. - Tom'un bazen diğer insanların güdülerini ve isteklerini anlama sorunu var.

istek
drily
istek
rush
istek
ambition
istek
thirst
istek
market
istek
dream
istek
(Ticaret) sale

Tom assumes Mary will be willing to help with the bake sale. - Tom Mary'nin fırın satışında yardım etmeye istekli olacağını farzediyor.

One of the items on your wish list is on sale. - İstek listendeki öğelerden biri satlıktır.

istek
eagerness
istek
demand

You must not give way to those demands. - Bu isteklere boyun eğmemelisin.

I gave in to her demands. - Onun isteklerine boyun eğdim.

istek
disposition
istek
appetite
istek
avidity
istek
vision
istek
ardour
istek
zeal

She was a zealous worker for charity. - Yardım için istekli bir çalışandı.

istek
{i} wanting
istek
run
istek
{i} bent
istek
{i} hunger
istek
{i} devoutness
istek
{i} enthusiasm
istek
wants

Separate your wants from your needs. - İsteklerinizi ihtiyaçlarınızdan ayırın.

We aim to satisfy our customers' wants and needs. - Müşterilerimizin istek ve gereksinimlerini karşılamayı amaçlıyoruz.

istek
{i} pleasure
istek
{i} Grace
istek
{i} device
istek
instance
istek
{i} intentness
istek
prurient
istek
earnestness
istek
propensity
istek
inclination, appetite
istek
{i} relish
istek
{i} readiness
istek
alacrity
istek
desiderative
istek
wish, desire, aspiration; appetite; demand, sale; request
istek
{i} adjuration
istek
{i} studiousness
istek
{i} suit
istek
{i} stomach
istek
wish, desire
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение istekle в Турецкий язык Турецкий язык словарь

İstek
talep
istek
Bir şeye duyulan eğilim, arzu: "Yanıma yaklaşan gölge, o eski şarkıyı gerçek bir istekle tekrarlıyordu."- Ç. Altan
istek
Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey, talep. İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi
istek
İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi.Türkçede bu kip fiil kök veya gövdesine -a/-e eki getirilerek kurulur
istek
Yerine getirilmesi (başkasından) istenilen şey, talep
istek
Belirli bir ihtiyacı karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu
istek
Bir şeye duyulan eğilim, arzu
istek
(Osmanlı Dönemi) talep
İstek
özenç
istekle
Избранное