She told the joke with a completely straight face.
- O, tamamen gülmeyen bir suratla fıkra anlattı.
She told the joke with a straight face.
- O gülmeyen bir yüzle fıkra anlattı.
The roses are in bloom.
- Güller çiçek açmışlar.
I am good at raising roses.
- Gül yetiştirmekte iyiyim.
Your new friends may laugh at some of the things you do.
- Yeni arkadaşlarınız yaptığınız bazı şeylere gülebilirler.
A teacher should never laugh at his students' mistakes.
- Bir öğretmen öğrencilerinin hatalarına asla gülmemeli.
I could hardly resist laughing.
- Gülmeye karşı koyamadım.
I could not help laughing when I saw him.
- Onu gördüğümde gülmekten kendimi alamadım.
Speak of the next year, and the devil will laugh.
- Gelecek yıldan bahsedersen şeytan güler.
I don't know whether to cry or to laugh.
- Ağlasam mı yoksa gülsem mi bilmiyorum.