forward; early; first ripe

listen to the pronunciation of forward; early; first ripe
Английский Язык - Турецкий язык

Определение forward; early; first ripe в Английский Язык Турецкий язык словарь

hasty
{s} aceleci

Maria sonuçları unutarak her zaman aceleci kararlar veriyor. - Maria is always making hasty decisions, forgetting about the consequences.

Onun yalan söylediği sonucuna varmada çok aceleci davrandım. - I was too hasty in concluding that he was lying.

hasty
{s} çabuk
hasty
{s} ivedi
hasty
{f} acele ile
hasty
ivecen
hasty
telesik
hasty
acele

Acele bir kahvaltı yaptım ve evden ayrıldım. - I had a hasty breakfast and left home.

Şimdi acele etme, lütfen. - Now don't be hasty, please.

hasty
aceleye gelmiş
hasty
aceleci/acele
hasty
{s} düşüncesiz
hasty
{s} çabuk sinirlenen
hasty
hastiness acelecilik
hasty
telâş
hasty
{s} tez
hasty
{s} hızlı

Bu hızlı bir çeviriydi. - This was a hasty translation.

hasty
{s} telaşçı
hasty
su veya sütle yapılmış mısır lapası
hasty
(sıfat) acele, çabuk, hızlı, ivedi, tez, aceleci, telaşçı, çabuk sinirlenen, düşüncesizce yapılmış
Английский Язык - Английский Язык
hasty
forward; early; first ripe
Избранное