farklılaştırmak

listen to the pronunciation of farklılaştırmak
Турецкий язык - Английский Язык
{f} differentiate
to make different, to differentiate
diversify
fark
{i} difference

It will not make much difference whether you go today or tomorrow. - Bugün ya da yarın gitmen pek fark yaratmayacak.

There are some differences between British English and American English. - İngiliz İngilizcesi ve Amerikan İngilizcesi arasında bazı farklar vardır.

fark
distinctness
fark
distinction

It is important for English learners to remember the distinction between 'fun' and 'funny'. - İngilizce öğrenenlerin 'eğlence ve 'eğlenceli' arasındaki farkı hatırlamaları önemlidir.

fark
{i} gap

There is a generation gap between them. - Onlar arasında kuşak farkı var.

The age gap between them is rather large. - Aralarındaki yaş farkı oldukça fazla.

fark
odd

Tom noticed something odd. - Tom tuhaf bir şey fark etti.

Tom noticed something was odd. - Tom bir şeyin tuhaf olduğunu fark etti.

farklılaştırma
differentiation
fark
(Bilgisayar) variance
fark
divergence
fark
divaricate
fark
undertaking
fark
(Ticaret) spread

The cancer had spread to several organs. - Kanser farklı organlara yayıldı.

fark
(Gıda) gradient
fark
matter

I am looking at the matter from a different viewpoint. - Ben bu konuya farklı bir bakış açısından bakıyorum.

It wouldn't matter to me. - Benim için fark etmez.

farklılaştırma
(Ticaret) diversification
fark
majority
fark
discrepancy
fark
divergency
fark
dissimilitude
fark
contrast
fark
diversity

Diversity is what gives us strength. - Bize güç veren şey farklılıktır.

fark
disparity
fark
to notice

Tom didn't seem to notice. - Tom farkına varmış gibi görünmüyordu.

Nobody is going to notice, I suppose. - Sanırım kimse fark etmeyecek.

fark
in difference
fark
difference, disparity; distinction; discrepancy; contrast
fark
variation
fark
division
fark
{i} contradistinction
fark
{i} odds

Tom is well aware of the odds. - Tom ihtimallerin farkındadır.

fark
differentiation
fark
cachet
fark
disproportion
Английский Язык - Английский Язык

Определение farklılaştırmak в Английский Язык Английский Язык словарь

fark
Fuck, as interjection of surprise, etc
fark
To subject a website to a high volume such that the server stops responding. See slashdot effect
Турецкий язык - Турецкий язык
Farklı duruma getirmek
FARK
(Osmanlı Dönemi) Başın tepesi, baştaki saçın ikiye ayrıldığı yer
FARK
(Osmanlı Dönemi) Ayrılık, başkalık. Ayırma, ayrılma, seçilme
fark
Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık; benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım
fark
Ayrım
fark
Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım: "Aralarında sekiz, on yaş fark bulunmasına rağmen, iki akran gibiydiler."- R. N. Güntekin
fark
Çıkarma işleminin sonucu
farklılaştırma
Farklılaştırmak işi
farklılaştırmak
Избранное