extreme danger; trouble, hardship

listen to the pronunciation of extreme danger; trouble, hardship
Английский Язык - Турецкий язык

Определение extreme danger; trouble, hardship в Английский Язык Турецкий язык словарь

distress
{f} üzmek
distress
sıkıntı

Açlık insanlar arasında büyük sıkıntıya neden oldu. - Famine caused great distress among the people.

Haber onu sıkıntıya soktu. - The news distressed her.

distress
{i} dert
distress
{i} üzüntü
distress
zor bir durum
distress
{i} acı

Bu acıklı bir hikaye. - That is a distressing story.

distress
bun
distress
endişe
distress
(Tıp) detres
distress
tehlike

Gemi bir tehlike sinyali gönderdi. - The ship flashed a distress signal.

Biz o gemiden bir tehlike sinyali aldık. - We've got a distress signal from that ship.

distress
acı çektirmek
distress
ıstırap
distress
ıstırap vermek
distress
ızdırap
distress
borca karşılık bir kim senin eşyasına el koymak
distress
ızdırap,v.sıkıntı ver: n.sıkıntı
distress
{i} tehlikeli bir durum, zor bir durum
distress
keder
distress
{f} haczetmek
Английский Язык - Английский Язык
{i} distress
extreme danger; trouble, hardship
Избранное