O sadece her günkü bir şeydir.
- It's just an everyday thing.
TV günlük yaşamda önemli bir rol oynar.
- TV plays an important part in everyday life.
Bu bilgi çağıdır, ve bilgisayarlar günlük hayatımızda gittikçe önemli rol oynuyorlar.
- This is the age of information, and computers are playing an increasingly important role in our everyday life.
Leyla her gün Sami ile konuştu.
- Layla talked to Sami everyday.
Babam her gün oraya sürmemi istemiyor, o yüzden kiramı ödüyor.
- My dad doesn't want me driving there everyday, so he's paying my rent.
Gündelik şeylerde güzelliği görmek için bir sanatçı olmak zorunda değilsiniz.
- You do not have to be an artist in order to see the beauty in everyday things.
Meydan okumalar Fadıl'ın gündelik hayatının bir parçasıdır.
- Confrontations are part of Fadil's everyday life.
Although it is an everyday virus, there is something about influenza that inspires awe.
... earn my vote in 2012? I'm not that optimistic as I was in 2012. Most things I need for everyday ...