ev

listen to the pronunciation of ev
Турецкий язык - Английский Язык
{i} home
{i} house
{i} place
residence
{i} housing
{s} domestic
(Argo) unit
(Latin) domus
(Bilgisayar) homeowner's
private house
dwelling place
roof
pad
domicile
habitation
door
hause
domicil
settlement
rooms
family, household
inhabitation
institution, house, home
household
hangout
club, center, social hall
house, home, dwelling
crib
house, commercial establishment
accommodation unit
house, domicile, abode, habitation, place, dwelling; home; household, family; domestic
dwelling house
dwelling
be abroad
abode
ev sahibi
host

Our host offered us a drink. - Ev sahibimiz bize bir içki önerdi.

He thanked the host for the very enjoyable party. - O, çok eğlenceli parti için ev sahibine teşekkür etti.

ev hanımı
{i} housewife

I would hate to become just a housewife. - Sadece bir ev hanımı olmaktan nefret ederim.

I'm just a housewife. - Ben sadece bir ev hanımıyım.

ev sahibi
landlord

Why did my sixty-year-old landlord buy a trampoline? - Altmış yaşındaki ev sahibim niye bir trambolin aldı?

Tom was happy that his landlord lowered the rent. - Tom onun ev sahibi kirayı düşürdüğü için mutlu oldu.

ev içi
{s} indoor
ev işleri
chores

I'd love to be able to spend less time doing household chores. - Ev işleri yaparak daha az zaman harcayabilmeyi isterim.

I'm done with my chores. - Ev işlerini bitirdim.

Ev ödevi
homework assignment
ev sahibi
1. host. 2. landlord
ev sahibi
householder
ev sahipliği yapmak
(Kanun) host

The Johnsons are very sociable people, who enjoy hosting parties often. - Johnsonlar çok sosyal insanlardır, onlar partilere sık sık ev sahipliği yapmaktan hoşlanırlar.

Tom is the host of a home improvement show. - Tom bir ev geliştirme gösterisinin ev sahipliği yapmaktadır.

ev ödevi
{i} homework

Having done my homework, I watched the baseball game on television. - Ev ödevimi yaptıktan sonra ,televizyonda beyzbol oyununu izledim.

Translating sentences on Tatoeba is more fun than doing homework. - Tatoeba'da cümleleri çevirmek ev ödevi yapmaktan daha eğlenceli.

ev aletleri
domestic appliances
ev arkadaşı
roomie
ev ekonomisi
(Tarım) husbandry
ev işi
domestic work
ev işi
home labor
ev işleri
(Politika, Siyaset) housing
ev sahipliği yapmak
receive
ev telefonu
(Bilgisayar) home telephone
ev telefonu
(Bilgisayar) homephone
ev telefonu
(Bilgisayar) home_phone

What's your home phone number? - Senin ev telefonu numaran nedir?

My home phone number is, area code two-oh-one, one-two-three, four-five-six-seven. - Ev telefonumun numarası, alan kodu iki sıfır bir, bir iki üç dört beş altı yedi.

ev telefonu
(Bilgisayar) home telephone number
ev telefonu
(Bilgisayar) home phone

Dan's home phone was tapped by police. - Dan'ın ev telefonuna polis tarafından kaçak hat çekildi.

My home phone number is, area code two-oh-one, one-two-three, four-five-six-seven. - Ev telefonumun numarası, alan kodu iki sıfır bir, bir iki üç dört beş altı yedi.

ev bilimi
domestic science
ev ekonomisi
home economics

Both boys and girls should take home economics. - Hem erkekler hem de kızlar ev ekonomisi almalılar.

ev hırsızlığı
housebreaking
ev hırsızlığı
breaking and entering
ev içinde
indoors
ev işleri
menage
ev kedisi
house cat
ev köpeği
domestic dog
ev köpeği
house dog
ev sahibi
homeowner

She's a homeowner, recently got married. - O bir ev sahibi, son zamanlarda evlendi.

Fifty-eight percent of the French are homeowners. - Fransızların yüzde seksen beşi ev sahibidir.

ev ödevi
school assignment
ev sahibi
home owner
Ev hanımı
house wife
Ev işleri
house chores
Evler
terraced houses
ev aletleri
household utensils
ev hanımı
hauswife

1 am a hauswife.

ev kedisi
domestic cat
ev sahibi
house holder
ev sahibi
landlady
evler
homes

Thousands lost their homes. - Binlerce insan evlerini kaybettiler.

The homes on the coast are very expensive. - Kıyıdaki evler çok pahalı.

evler
houses

That architect builds very modern houses. - O mimar çok modern evler inşa ediyor.

Wooden houses catch fire easily. - Ahşap evler kolayca tutuşurlar.

ev aletleri
(Hukuk) household appliances
ev arkadaşı
housemate

I'm excited for my housemate's birthday party tomorrow. - Ev arkadaşımın doğum günü partisi yarın olduğu için heyecanlıyım.

ev ekonomisi
domestic economy
ev işi
{i} char
ev işi
housework

She was busy with housework. - O, ev işiyle meşguldü.

I postponed doing my housework for a few hours. - Ben, birkaç saatliğine ev işimi yapmayı erteledim.

ev işleri
(Hukuk) home affairs
ev kedisi
tabby
ev köpeği
pet dog
ev sahibi
a) host b) landlord
ev sahipliği yapmak
to host
ev telefonu
{i} housephone
ev yemeği
homemade food
ev ödevi
{i} assignment

I was just wondering why you haven't yet turned in your homework assignment. - Sadece ev ödevinizi henüz niçin teslim etmediğinizi merak ediyordum.

Tom doesn't know what the homework assignment is. - Tom ev ödevinin ne olduğunu bilmiyor.

ev ödevi
home work
ev ödevi
prep

After all, you had homework to prepare. - Ayrıca hazırlayacak ev ödevin vardı.

ev ödevi
homework, prep
evler
housing
Английский Язык - Английский Язык
electronvolt, alternative spelling electron volt
Electron volt
the energy needed to move one electron through a potential of one volt
TOP Exposure Value; A number that represents available combinations of shutter speed and aperture offering the same exposure effect when scene brightness remains the same Each EV number can be applied to various shutter speed and aperture combinations
Extravehicular
ALTERNATE MODE CAMPAIGN - Use of multiple pieces or methods as a marketing effort (posters, flyers, table tents, checkstuffers) to promote awareness of all alternate modes of travel Electronic methods must be documented (Single mode campaigns are under SC, VC, WB, WS )
a unit of energy equal to the work done by an electron accelerated through a potential difference of 1 volt
Short form term for an Electric Vehicle
Electric Vehicle or Environmental Vehicle A vehicle powered by electricity or a fuel other than gasoline
change of potential energy experienced by an electron moving from a place where the potential has a value of V to a place where it has a value of +1 volt (Physics)
Earned Value
Abbreviation for Electric Vehicle
The basic unit of energy used in high energy physics It is the energy gained by one electron when it moves through a potential difference of one volt By definition an eV is equivalent to 1 6 x 10-19 joules This is a very small amount of energy and the more commonly used multiples are MeV (million eV), GeV (billion eV or giga-electronvolt) and TeV (trillion eV)
An electrically powered vehicle Usually incorporating an electric motor powered by a massive battery pack, Evs are limited in their mileage range because of the limitations of present battery technology
The energy gained by an electron which accelerates through a potential difference of one volt
Vehicle powered by electric motor(s) rather than by an internal combustion engine Most common source of electricity is chemical storage batteries
Турецкий язык - Турецкий язык
(Osmanlı Dönemi) Şek, tahayyür, ibham, istisnâ, şart, teb'iz için kullanılan harf-i atıf. "yahut, veya, meğer ki, bel, belki ister" gibi kelimelerle türkçeye terceme edilebilir
ocak
(Hukuk) BEYT
dar
beyit
dar (IV)
Arabalarda yük konulan yer
(Osmanlı Dönemi) hâne
Soy, nesil
Herhangi bir yerde toplumsal, kültürel, ekonomik yönlerden tanıtma görevini üstlenen veya belli alanlarda olan kişilerin toplanıp toplumsal ilişkilerini sürdürmelerini sağlayan kuruluş
Pozlandırma değeri
İçinde bir iş görülen veya bazen belirli bir amaçla kullanılan yer
Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut: "Ana oğul, yeni kiraladıkları eve bir pazar günü taşındılar."- N. Cumalı
Aile
Evin iç düzeni, eşyası vb. İçinde bir iş görülen veya bazen belirli bir amaçla kullanılan yer
Aile. Soy, nesil
Bir kimsenin veya ailenin içinde yaşadığı yer, konut
Evin iç düzeni, eşyası vb
Meridyenle ufkun yaptığı açının üçte biri
Yalnız bir ailenin oturabileceği biçimde yapılmış yapı
Ev hanımı
keyvani
ev ekonomisi
Evin bakımı, geçimi ve yaşayışı ile ilgili bilim dalı
ev işi
Evdekilerin ev içindeki ihtiyaçlarını sağlayan işler
ev sahibi
Evi veya konutu yasalara göre tasarrufu altında bulunduran, evin sahibi olan kimse, mülk sahibi
ev yemeği
Evde yapılan yemek