elbette

listen to the pronunciation of elbette
Турецкий язык - Английский Язык
for sure

I'll be there for sure. - Elbette orada olacağım.

We don't know that for sure. - Onu elbette bilmiyoruz.

naturally

She can naturally speak English. - O, elbette İngilizce konuşabilir.

sure

I'll be there for sure. - Elbette orada olacağım.

Tom sure can play tennis. - Tom elbette tenis oynayabilir.

of course

Of course she can speak English. - Elbette o İngilizce konuşabilir.

Of course she passed the test. - Elbette o testi geçti.

certainly

Certainly he is independent of him. - Elbette o ondan bağımsızdır.

Certainly, these things are true. - Elbette, bu şeyler doğrudur.

surely

Surely you don't believe that. - Elbette ona inanmıyorsun.

If we are to judge the future of ocean study by its past, we can surely look forward to many exciting discoveries. - Okyanus araştırmasının geleceğini onun geçmişiyle tahmin edeceksek birçok heyecan verici keşifleri elbette dört gözle bekleriz.

by all means

I'll do that by all means. - Bunu elbette yapacağım.

I'll try to solve the problem by all means. - Elbette problemi çözmeye çalışacağım.

definitely
self sufficient
no doubt
be sure

He is a famous man, to be sure, but I don't like him. - O ünlü bir adam, elbette ben ondan hoşlanmıyorum.

He was at the meeting, to be sure, but he was asleep. - O elbette toplantıdaydı ama uyuyordu.

rather
(Argo) natch
to be sure

He is a famous man, to be sure, but I don't like him. - O ünlü bir adam, elbette ben ondan hoşlanmıyorum.

He was at the meeting, to be sure, but he was asleep. - O elbette toplantıdaydı ama uyuyordu.

absolutely
certainly, decidedly, surely
quite
precisely
assuredly
doubtless
sure enough

Sure enough, he entertained doubts. - Elbette o yeterince şüphe uyandırdı.

without fail

He will come to the church without fail. - O elbette kiliseye gelecek.

He'll come to see me without fail. - O elbette beni görmeye gelecek.

no wonder
be, ünl. certainly, naturally, of course, sure, surely, absolutely, definetely, be my guest!
quite so!
you bet
be my guest
make sure of
certes
quite so
doubt

Sure enough, he entertained doubts. - Elbette o yeterince şüphe uyandırdı.

elbette ki
(Konuşma Dili) all right
elbette bir yolunu buluruz
we'll manage it somehow
tabii ki elbette
of course
şek ve şüphe yok. şüphesiz. elbette
and no doubt shape. no doubt. of course
Турецкий язык - Турецкий язык
(Osmanlı Dönemi) (Te'kid edâtı) Kat'i veya kat'iye yakın hükümlerde kullanılır. Yazılı sözlerde daha çok "elbet" şeklinde geçer
Elbet
(Osmanlı Dönemi) ZİNFİLECE
elbette
Избранное