einreden

listen to the pronunciation of einreden
Немецкий Язык - Турецкий язык
v. 'aynre: dın inandırmak; kandırmak
{'aynre: dın} inandırmak; kandırmak
Английский Язык - Турецкий язык

Определение einreden в Английский Язык Турецкий язык словарь

persuade
{f} razı etmek
persuade
ikna etmek

Onu ikna etmekte başarısız olduk. - We failed to persuade him.

Onu seyahati iptal etmeye ikna etmek zor oldu. - It was difficult to persuade him to cancel the trip.

persuade
{f} ikna etmek, razı etmek: I persuaded him to go
persuade
{f} ikna etmek, inandırmak: I persuaded him that he was wrong. Onu yanıldığına inandırdım
persuade
kafalamak
persuade
ikna et

Satış elemanı elbiseyi alması için onu ikna etti. - The salesperson persuaded her to buy the dress.

Onu partiye gitmeye ikna ettim. - I persuaded him to go to the party.

persuade
gönlünü yapmak
persuade
ikna edilebilir

Belki Tom bize yardım etmesi için ikna edilebilir. - Maybe Tom can be persuaded to help us.

Bir ya da iki şarkı söylemek için ikna edilebilirim. - I could be persuaded to sing a song or two.

persuade
{f} kandırmak
protests
protestolar

Pazartesinin protestoları çoğunlukla barışçıldı. - Monday's protests were mostly peaceful.

Protestolar devam etmelidir. - Protests must continue.

persuade
persuadablekandırılabilir
persuade
inandırmak
exceptions
istisnalar

Bu kuralın istisnaları yoktur. - This rule has no exceptions.

Her kural için istisnalar vardır. - Every rule has its exceptions.

persuade
{f} aklını çelmek
exceptions
özel durumlar

Bazı özel durumlarımız olacak. - We'll have some exceptions.