doldurmak

listen to the pronunciation of doldurmak
Турецкий язык - Английский Язык
fill

We've got to fill this hole with something. - Bu çukuru bir şeyle doldurmak zorundayız.

All you have to do is fill in this form. - Tüm yapmanız gereken bu formu doldurmak.

stuff
crowd
replenish
charge
stuff with
urge
pervade
pack
fill in

All you have to do is fill in this form. - Tüm yapmanız gereken bu formu doldurmak.

I have to fill in for Tom at the store. - Mağazada Tom için form doldurmak zorundayım.

fill something in
take up
fuel
fill up
suffuse
encumber
to fill, to fill sth up; to fill sth in, to fill sth out; to crowd, to encumber; to urge, to egg sb on; to cram, to stuff; (akü) to charge; (silah) to load; (koku) to pervade
to fill out (a printed form)
(Hukuk) to fulfil
throng
congest
to turn (someone) against (someone else)
line
load
top up
write out
choke up
complete
to fill, fill up, stuff
store

I have to fill in for Tom at the store. - Mağazada Tom için form doldurmak zorundayım.

clog
infest
pad
cover in
(harç vb.) point up
(silah) ram
glut
infuse
to charge (a battery); to load (a gun)
fill something out
occupy
fill out

Then you just have to fill out this card. - Öyleyse sadece bu kartı doldurmak zorundasın.

Tom had to fill out lots of forms. - Tom bir sürü form doldurmak zorundaydı.

indoctrinate
adimpleate
populate
fill of
imbue
top_up
doldurma
{i} fill

Please ask Tom to come here and help us fill out these forms. - Lütfen Tom'a buraya gelmesini ve bu formları doldurmamız için bize yardım etmesini rica et.

Should I fill it in now? - Onu şimdi doldurmalı mıyım?

doldurma
crowd
tam doldurmak
fill up
tepeleme doldurmak
pile
(form) doldurmak
fill in
bant doldurmak
tape
damga doldurmak
(Bilgisayar) character fill
doldurma
servicing
doldurma
land fill
doldurma
(Diş Hekimliği) block out
doldurma
(İnşaat) logging
form doldurmak
fill in

I have to fill in for Tom at the store. - Mağazada Tom için form doldurmak zorundayım.

formu doldurmak
(Bilgisayar) fill-in a form
iyice doldurmak
saturate
sulu harç doldurmak
(İnşaat) grout
sıfır doldurmak
(Bilgisayar,Teknik) zero fill
sıfır doldurmak
zeroise
tamamen doldurmak
top up
yerini doldurmak
(Tıp) compensate
yerini doldurmak
replace
yerini doldurmak
make something up
çek doldurmak
make out
şişeye doldurmak
bottle
doldurma
{i} packing
doldurma
loading
doldurma
springing
doldurma
{i} stuffing
doldurma
{i} recharging
doldurma
pervasion
doldurma
backfilling
doldurma
cogging
doldurma
filling

I don't feel like filling out this questionnaire. There are too many items. - Canım bu anketi doldurmak istemiyor. Çok öge var.

Filling out all these forms is a pain in the neck. - Bütün bu formları doldurmak can sıkıcı.

doldurma
refill

Tom held his cup out for Mary to refill it. - Tom Mary'nin onu yeniden doldurması için kupasını uzattı.

Do you want a refill? - Doldurmamı ister misin?

kadeh doldurmak
fill glass
çukur doldurmak
Pit fill
armayı doldurmak
naut . to tauten the standing rigging
ağzına kabar doldurmak
heap
ağzına kadar doldurmak
to cram
ağzına kadar doldurmak
fill up
bant doldurmak
to tape, do the recording: Gelecek iki saat bant dolduracağız. We're going to be taping for the next two hours
benzin deposunu doldurmak
gas up
benzin doldurmak
fuel
benzin doldurmak
fuel up
boşluğu doldurmak
stand in the breach
cebini doldurmak
to fill one's pockets, to line one's pocket
cebini doldurmak
line one's pocket
cepini doldurmak
to fill one's pockets, accumulate wealth
depoyu doldurmak
tank up
doldurma
filler
doldurma
padding
doldurma
(Elektrik) charging
doldurma
charge

I have to charge the battery of my car. - Arabamın aküsünü doldurmam gerek.

doldurma
made
doldurma
filling, stuffing; loading
doldurma
charging
doldurma
impletion
doldurma
filling, backfilling, charge
eksik doldurmak
(for someone who is taken on/for something which is taken on) to fill the gap
fazla doldurmak
overload
fazla doldurmak
surcharge
fazla doldurmak
overfill
fazla doldurmak
overstock
fazla doldurmak
engorge
fazla doldurmak
to overload, to over-charge
fazla insanla doldurmak
overcrowd
gaz doldurmak
aerate
gününü doldurmak
1. to complete a period of time. 2. (Finans)to fall due, mature
harç ile doldurmak
grout
içecekleri doldurmak
pour out drinks
içeri doldurmak
(rüzgâr) blow in
içini doldurmak
stuff
kesesini doldurmak
line one's pocket
kilometre doldurmak
to kill time
kulakını doldurmak
to fill (someone) in, put (someone) in the know; to brief, prime
küpünü doldurmak
make a pile
küpünü doldurmak
make one's pile
küpünü doldurmak
to feather one's nest
küpünü doldurmak
feather one's nest
lüzumsuz eşya ile doldurmak
lumber
masayı yemekle doldurmak
pile the table with food
pamukla doldurmak
wad
pamukla doldurmak
pad
postuna saman doldurmak
to kill, fill (someone) full of lead
silah doldurmak
load a gun
su akarken testiyi doldurmak
to strike while the iron is hot
sıfır doldurmak
to zero fill
tepeleme doldurmak
heap
testiyi doldurmak
colloq . to accumulate money, fill one's coffers, sock it away
torbaya doldurmak
to bag
tutukluluk süresini doldurmak
(Hukuk) serve the detention order (to)
tıka basa doldurmak
tuck away
tıka basa doldurmak
stoke
tıka basa doldurmak
clutter
tıka basa doldurmak
to cram, to pack, to stuff
tıka basa doldurmak
cram
tıka basa doldurmak
clutter up
tıka basa doldurmak
choke up
tıka basa doldurmak
glut
tıka basa doldurmak
gorge
tıka basa doldurmak
pack
tıka basa doldurmak
encumber
yarıkları doldurmak
chink
yağmur yağarken küpünü doldurmak
to make hay while the sun shines
yeniden doldurmak
restock
yeniden doldurmak
to recharge, to refill
yeniden doldurmak
replenish
yeniden doldurmak
refill

Tom grabbed his mug and walked into the kitchen to get a refill. - Tom kupasını aldı ve yeniden doldurmak için mutfağa gitti.

yerini doldurmak
supply
yerini doldurmak
sub
yerini doldurmak
recoup
yerini doldurmak
1. to do one's job well. 2. to fill (someone's) shoes, perform well the functions formerly carried out by (someone else)
yerini doldurmak
supply the place of
çile çıkarmak/doldurmak
to undergo a period of suffering
çuvala doldurmak
bag, sack
Английский Язык - Английский Язык

Определение doldurmak в Английский Язык Английский Язык словарь

DOL
US Department of Labor
dol
The unit of measurement for pain
DOL
Department of Labor. dolce
dol
United States Department Of Labor
dol
(State) Department of Licensing
dol
U S Department of Labor, OSHA and MSHA are part of DOL
dol
unit of currency in the United States and Canada; name of a unit of currency
dol
Department of Labor
dol
Department of Labor under Labor Management Recording and Disclosure Act (LMRDA) for the Office Labor Management Standards (OLMS) Federal Government agency (Go to the DOL home page)
dol
a unit of pain intensity
dol
The Department of Labor, a federal executive department established in 1913 and charged with administering and enforcing statutes that promote the welfare of U S wage earners, improve their working conditions, and advance their opportunities for profitable employment
dol
the federal department responsible for promoting the working conditions of wage earners in the United States; created in 1913
dol
Department of Labor under Labor Management Recording and Disclosure Act (LMRDA) for the Office Labor-Management Standards (OLMS) Federal Government agency (Go to the DOL home page)
dol
Department of Labor (USA)
dol
U S Department of Labor
Турецкий язык - Турецкий язык
Canlandırmak
Bildirge, çizelge, fiş gibi basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak: "Osmanlı tabiiyetini haiz Müslim diye, yol tezkeresi doldururlardı."- Ö. Seyfettin
İçine mermi sürmek
Ateşli silahların içine mermi sürmek: "İki tabanca getirdiler, takır takır doldurdular."- F. R. Atay
Yaşını, yılını bitirmek
Belirli bir süreyi kaplamak, almak
Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek
Ses, koku yayılıp kaplamak: "Odanın içini kızarmış bir ekmek kokusu doldurmuştu."- S. F. Abasıyanık
Yayılıp kaplamak
Bildirge, çizelge, fiş gibi basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak
Yaşını, yılını bitirmek: "Yirmi yaşını dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı."- O. V. Kanık
Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek: "Fazla eşyasını acele acele valize doldurdu."- R. H. Karay
Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek: "Ah, biliyorum, biliyorum seni o gece doldurdular."- Y. K. Karaosmanoğlu
Canlılık kazandırmak: "Evi sade sesiyle değil, vücudu ile de doldurdu."- H. Taner
Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek
Belirli bir süreyi kaplamak, almak: "Balıkçılara yardım etmek bütün zamanını doldurmayınca kentin içerilerine, gecekondu mahallelerine gitti."- A. Kutlu
Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek
(Osmanlı Dönemi) RA'B
(Osmanlı Dönemi) KESM
(Osmanlı Dönemi) ŞAHN
(Osmanlı Dönemi) TATFİH
(Osmanlı Dönemi) İSABET
(Osmanlı Dönemi) ZEMEC
(Osmanlı Dönemi) GARZ
(Osmanlı Dönemi) İGRAZ
kaplamak
(Osmanlı Dönemi) İFHAK
(Osmanlı Dönemi) TUMUR
(Osmanlı Dönemi) ZE'C
(Osmanlı Dönemi) TATBİ'
(Osmanlı Dönemi) TIHMAR
imla etmek
dolgu yapmak
(Osmanlı Dönemi) TAHMER
(Osmanlı Dönemi) SECR
(Osmanlı Dönemi) DAD
(Osmanlı Dönemi) TEZKİT
miadını doldurmak
Ömrünü tamamlamak; kullanım söresi bitmek; vâdesi tamamlanmak
Doldurma
(Osmanlı Dönemi) İTRA'
Doldurma
(Osmanlı Dönemi) EMT
Doldurma
haşiv
doldurma
Doldurmak işi
doldurma
Yükleme
doldurma
Doldurmak işi: "İstasyon çeşmesinden sularını doldurmaya giden babalar, kardeşler..."- R. N. Güntekin
doldurma
Gereksiz söz ve benzetmelerle dolu anlatım
doldurma
Gereksiz sözler ve benzetmelerle dolu anlatım
Английский Язык - Турецкий язык

Определение doldurmak в Английский Язык Турецкий язык словарь

DOL
(Askeri) Çalışma Bakanlığı (Department of Labor)
dol
(Tıp) Ağrı birimi, ağrının şiddetini belirtmede kullanılan ünite
doldurmak
Избранное