Tom azimli ve çalışkan.
- Tom is determined and hard-working.
Tom azimli bir adamdır.
- Tom is a determined man.
Tom'un yüzünde bir kararlılık ifadesi vardı.
- Tom had a look of determination on his face.
Kararlılık başarı için bir anahtardır.
- Determination is a key to success.
Ben senin azim ve kararlılığına hayranım.
- I admire your perseverance and determination.
Onun kökenini belirlemek için orta çağlara geri gitmeliyiz.
- To determine its origin, we must go back to the middle ages.
Bilimsel çalışmalar yoluyla bu kayaların yaşını belirlemek olanaklıdır.
- It is possible to determine the age of these rocks through scientific studies.
O, ne pahasına olursa olsun işi bitirmeye kararlıydı.
- He was determined to finish the work at any cost.
On yılımı alsa bile, işi başarmaya kararlıyım.
- Even if it takes me ten years, I am determined to accomplish the job.
O, niyetinde oldukça kararlıydı.
- He was quite decided in his determination.
Kararlılığına hayranım.
- I admire your determination.
Kişinin yaşam tarzı, büyük ölçüde para ile belirlenir.
- One's lifestyle is largely determined by money.
Halı fiyatı üç etken tarafından belirlenir.
- The price of the carpet is determined by three factors.
Önce ne yapılacağına karar vermeliyiz.
- We should determine what is to be done first.
Kişinin yaşam tarzı, büyük ölçüde para ile belirlenir.
- One's lifestyle is largely determined by money.
Seyahat için tarihi belirlediler.
- They determined the date for the trip.
Bu durumda belirleyici faktör neydi?
- What was the determining factor in this case?
Bir kralın kızı olarak düşünülen ve büyük lüks içinde yetiştirilen Eleanor kocasıyla bu tersliği paylaşmaya karar verdi.
- Eleanor though the daughter of a king and brought up in the greatest luxury determined to share misfortune with her husband.
Yatmadan önce bu bulmacayı çözmeye karar verdim.
- I'm determined to solve this puzzle before I go to bed.
Bir kralın kızı olarak düşünülen ve büyük lüks içinde yetiştirilen Eleanor kocasıyla bu tersliği paylaşmaya karar verdi.
- Eleanor though the daughter of a king and brought up in the greatest luxury determined to share misfortune with her husband.
Yatmadan önce bu bulmacayı çözmeye karar verdim.
- I'm determined to solve this puzzle before I go to bed.
O, niyetinde oldukça kararlıydı.
- He was quite decided in his determination.