dengeli

listen to the pronunciation of dengeli
Турецкий язык - Английский Язык
balanced

She makes sure that her family eats a balanced diet. - Ailesinin dengeli bir diyet yaptığından emin.

These things constitute a balanced meal. - Bu şeyler dengeli bir öğün oluşturur.

steady
even
statical
equal
level-headed
equable
even tempered
stable
balanced; well-balanced; level-headed; stable
stable, stabilized
level
well-balanced
poised
well balanced
level headed
stabile
denge
equilibrium
denge
balance

The doctor told Tom he needed to eat a more balanced diet. - Doktor Tom'a daha dengeli bir diyet yemesi gerektiğini söyledi.

Tom regained his balance. - Tom dengesini yeniden kazandı.

dengeli beslenme
balanced diet
dengeli (beslenme)
well-balanced
dengeli beslenme
balanced nutrition
dengeli beslenmek
eat properly
dengeli devre
(Bilgisayar,Elektrik, Elektronik) balanced network
dengeli eşitlik
(Denizbilim) balanced equation
dengeli hata
(Bilgisayar) balanced error
dengeli iletim hattı
(Bilgisayar,Teknik) balanced transmission line
dengeli kipleyici
(Bilgisayar,Teknik) balanced modulator
dengeli olma
(Ticaret) equilibrium
dengeli şekilde
evenly
dengeli akım
balanced current
dengeli akımlar
balanced currents
dengeli akış
(Havacılık) equilibrium flow
dengeli akış
balanced flow
dengeli alan uzunluğu
(Askeri) balanced field length
dengeli alçalma
(Havacılık) equilibrium rate of descent
dengeli amplifikatör
balanced amplifier
dengeli anestezi
(Tıp) balanced anesthesia
dengeli basamak
balanced step
dengeli bir biçimde
poisedly
dengeli bir biçimde
levelly
dengeli bir halde
equably
dengeli bir tarzda davranma
(Politika, Siyaset) balanced manner
dengeli bir şekilde
balancedly
dengeli bir şekilde
sobersidedly
dengeli biçimde
in a stable manner
dengeli biçimde
in a balanced manner
dengeli biçimde
stably
dengeli detektör
balanced detector
dengeli devre
balanced circuit
dengeli devrilir kapak
tilting gate
dengeli dizayn
balanced design
dengeli durum
balanced situation
dengeli dümen
balanced rudder
dengeli ekonomik gelişme
(Kanun) balanced growth
dengeli ekzos
(Otomotiv,Teknik) balanced flue
dengeli elektronik voltmetre
(Elektrik, Elektronik,Teknik) balanced electronic voltmeter
dengeli eleron
(Havacılık) floating aileron
dengeli farklar
(Kanun,İstatistik) balanced differences
dengeli filtre
balanced filter
dengeli fiyat
(Ticaret) just price
dengeli fonlar
(Ticaret) balanced funds
dengeli geri akış vanası
balanced back flow valve
dengeli girdi
balanced input
dengeli göbek
balanced core
dengeli göbekli hoparlör
balanced armature loudspeaker
dengeli hat
balanced line
dengeli hesap
(Ticaret) account in balance
dengeli iki-kapılı devre
(Bilgisayar) balanced two-port network
dengeli ikidilli
(Dilbilim) balanced bilingual
dengeli ikmal
(Askeri) balanced supply
dengeli kalkınma
(Kanun) balanced growth
dengeli kanatçık
(Havacılık) floating aileron
dengeli karbüratör
compensated carburetor
dengeli karıştırıcı
balanced mixer
dengeli karşılıklılık
(Pisikoloji, Ruhbilim) balanced reciprocity
dengeli kazı
balanced excavation
dengeli kod
(Bilgisayar,Teknik) balanced code
dengeli konvertisör
balanced converter
dengeli krip değeri
weighted creep value
dengeli krip oranı
weighted creep ratio
dengeli kumsal
(Askeri) stable beach
dengeli kuvvetlendirici
(Elektrik, Elektronik,Teknik) balanced amplifier
dengeli köprü
balanced bridge
dengeli makara
balanced pulley
dengeli mal portfolyosu
(Ticaret) balanced product portfolio
dengeli modülatör
balanced modulator
dengeli müşterek kuvvetler
(Askeri) balanced collective forces
dengeli nüfus
equilibrium population
dengeli nüfüs
(Çevre) equilibrium population
dengeli olma
stability
dengeli olmak
balance
dengeli olmak
be poised
dengeli osilatör
balanced oscillator
dengeli osilatörü
balanced oscillator
dengeli platform
(Askeri) stabilized platform
dengeli rüzgar
(Askeri) balanced wind
dengeli solüsyonlar
(Tıp) balanced solutions
dengeli sonuç kartı
(Ticaret) balance business scorecard
dengeli stok
balanced stock
dengeli temsil
(Hukuk) balanced representation
dengeli transformatör
(Elektrik, Elektronik,Teknik) compensated transformer
dengeli vatmetre
compensated wattmeter
dengeli ve sürdürülebilir gelişme
(Hukuk) balanced and sustainable development
dengeli wattmetre
compensated wattmeter
dengeli yaklaşım
(Politika, Siyaset) balanced approach
dengeli yapı
(Havacılık) balanced construction
dengeli yarıiletken
compensated semiconductor
dengeli yerleşim
(Ticaret) balanced tenancy
dengeli yük
balanced load
dengeli yükleme
(Havacılık) equilibrium loading
dengeli yükseklik
(Havacılık) equilibrium height
dengeli çözelti
balanced solution
dengeli çıkarma
balanced hoisting
dengeli çıkış
balanced output
dengeli ışın rölesi
(Elektrik, Elektronik,Teknik) balanced beam relay
dengeli şarj
balance of charge
dengeli şebeke
balanced network
denge
countenance
denge
stability

The tail at the rear of the plane provides stability. - Uçağın arkasındaki kuyruk denge sağlar.

denge
(Denizbilim) equlibrium
denge
balance; equilibrium, equipoise; composure, self-possession
denge
composure
denge
equilibria
denge
balancing

Tom is balancing on a tightrope. - Tom gergin bir ip üzerinde dengesini sağlamaktadır.

Tom is good at balancing things on his head. - Tom şeyleri kafasında dengelemekle iyi.

denge
(Denizbilim) steady state
denge
(Ticaret) par
denge
libra
denge
self-possession
denge
(Otomotiv) lateral stability
denge
aplomb
denge
equipoise
denge
poise
denge
equilibration
denge
libration
denge
the balance

The balance of nature is very vulnerable. - Doğanın dengesi çok hassastır.

Hey, what are you doing? Don't touch it, or you'll break the balance! - Hey, ne yapıyorsun? Ona dokunma, yoksa dengeyi bozarsın!

Askeri Güçlerin Karşılıklı ve Dengeli İndirimi Müzakereleri
(Hukuk) Mutual and Balanced Forces Reductions Negotiations
denge
equation
denge
(Hukuk) balance, equilibrium
denge
sports balancing
denge
{i} easiness
denge
(Tekstil) equilibruim
denge
counterpoise
denge
equilibrium, balance
karşılıklı ve dengeli güç indirimi
(Hukuk) mutual and balanced force reduction (MBFR)
Турецкий язык - Турецкий язык
Tutum ve davranışlarında uyum olan (kimse), istikrarlı
Dengesi olan, muvazeneli
Kurallara uygun, sıkıntı yaratmayan
Kurallara uygun, sıkıntı yaratmayan: "Hiç kimse normal, sürekli ve dengeli bir basın rejimi yaşamış olduğunu iddia edemez."- B. Felek
stabil
dengeli beslenme
Sağlık için gerekli olan besinleri belirli ölçülerde ve düzenli bir biçimde alma
Denge
(Hukuk) BALANS
Denge
istikrar
Denge
muvazene
denge
Siyasi güçlerin, yetkilerin birbirini sınırlayacak biçimde dağıtılması
denge
Zihinsel ve duygusal uyum, istikrar
denge
Vücudun en küçük dayanak yüzey veya yüzeylerinde düşmeden durması
denge
Birbirini ortadan kaldıran güçlerin sonucu olan durma hâli
denge
Ekonomik hayatın uyumlu düzeni
denge
Toplumsal denge
denge
Bir nesnenin veya bir insanın devrilmeden durma hâli, muvazene
dengeli
Избранное