düşüncesizce

listen to the pronunciation of düşüncesizce
Турецкий язык - Английский Язык
headforemost
ill considered
impulsively
tactlessly
rashly
offhand
carelessly
slapdash
blindfold
thoughtlessly
headfirst
headlong
brusquely
irresponsibly
unadvised
unreflectively
slambang
düşünce
idea

With Renaissance, scholastic ideas gave place to positive ideas. - Rönesans ile skolastik düşünce yerini pozitif düşünceye bırakmıştır.

The idea is very attractive. - Bu düşünce çok cazip.

düşünce
notion

He had no notion of leaving his hometown. - Onun memleketi terk etme düşüncesi yoktu.

düşünce
opinion

I had a good opinion of her. - Onunla ilgili iyi bir düşüncem vardı.

Don't confuse opinions with facts. - Düşüncelerle gerçekleri karıştırmayın.

düşünce
consideration

Such considerations ultimately had no effect on their final decision. - Bu tür düşüncelerin sonuçta onların nihai kararı üzerinde herhangi bir etkisi olmamıştır.

düşünce
thought

Words express thoughts. - Kelimeler düşünceleri ifade eder.

Because of the bad weather, any thought of sight-seeing in the city was abandoned. - Kötü hava nedeniyle, şehir gezisi düşünceleri terk edildi.

düşüncesizce edilmiş lâf
thoughtlessness
düşüncesizce yapılan
impetuous
düşüncesizce yapılan
unthinking
düşüncesizce yapılmış
unguarded
düşüncesizce yapılmış
offhand
düşüncesizce yapılmış
offhanded
düşüncesizce yapılmış
hasty
düşüncesizce yapılmış
unconsidered
düşünce
mind

Tom claims that he can read people's minds. - Tom insanların düşüncelerini okuyabileceğini iddia ediyor.

His mind was filled with happy thoughts. - Aklı mutlu düşüncelerle doluydu.

düşünce
{i} think

His book incorporates all his thinking on the subject. - Kitabı konu üzerindeki bütün düşüncelerini barındırıyor.

This article will affect my thinking. - Bu makale düşüncemi etkileyecek.

düşünce
{i} remark

For a girl of her age, Mary expresses very clever, remarkable thoughts. - Onun yaşındaki bir kız için, Mary çok zeki, dikkat çekici düşünceler ifade eder.

Your remarks are off the point. - Düşünceleriniz konudan uzak.

düşünce
thought, consideration; idea, opinion; anxiety, worry, care
düşünce
reasoning
düşünce
belief
düşünce
take

what's your take? / what's your opinion? / what do you think? - Senin düşüncen/fikrin nedir?.

I need to drop these useless perceptions to take full throttle over my life. - Hayatı son sürat yaşamam için bu faydasız düşünceleri bırakmam gerek.

Please, take a look at my first post and let me know what you think about it. - Lütfen ilk mesajıma bir göz atın ve bu konudaki düşüncelerinizi bana bildirin.

düşünce
fancy
düşünce
sentiments
düşünce
judgement [Brit.]
düşünce
thinking

This article will affect my thinking. - Bu makale düşüncemi etkileyecek.

His book incorporates all his thinking on the subject. - Kitabı konu üzerindeki bütün düşüncelerini barındırıyor.

düşünce
view

He studied day and night with a view to becoming a lawyer. - Bir avukat olma düşüncesiyle gece gündüz çalıştı.

I love our little jokes and I'm quite jealous of your thinking and views on things. - Ben küçük esprileri seviyorum ve senin şeyler üzerinde düşünceni ve görüşlerini oldukça kıskanıyorum.

düşünce
plan

I can't agree with you with regard to the new plan. - Yeni plan hakkında seninle aynı düşüncede değilim.

düşünce
communion
düşünce
(Politika, Siyaset) position
düşünce
prognosis
düşünce
mentality
düşünce
idee
düşünce
assessment
düşünce
reflexion
düşünce
argument
düşünce
observation
düşünce
voice
düşünce
judgment
düşünce
attitude
düşünce
sight

Because of the bad weather, any thought of sight-seeing in the city was abandoned. - Kötü hava nedeniyle, şehir gezisi düşünceleri terk edildi.

düşünce
conception
düşünce
sense
düşünce
estimate
düşünce
thinking in
düşünce
to thought
düşünce
{i} counsel
düşünce
conceit

He is so full of conceit that everybody dislikes him. - O herkesin ondan hoşlanmadığı düşüncesiyle çok dolu.

düşünce
thought, thinking
düşünce
idea, opinion, reflection, observation
düşünce
cogitation
düşünce
apprehension
düşünce
ideo
düşünce
estimation
düşünce
anxiety, worry
düşünce
construct

Tom has constructive ideas. - Tom'un yapıcı düşünceleri var.

Your opinion is very constructive. - Düşünceniz çok yapıcı.

düşünce
{i} judgement
düşünce
prognoses
düşünce
say so

It's thoughtless of her to say so. - Öyle söylemesi onun düşüncesizliğidir.

düşünce
sentiment

Anti-Chinese sentiment is on the rise in Myanmar. - Myanmar'da Çin karşıtı düşünceler artıyor.

düşünce
concept
düşünce
comment
Турецкий язык - Турецкий язык

Определение düşüncesizce в Турецкий язык Турецкий язык словарь

düşünce
Dış dünyanın insan zihnine yansıması
düşünce
Niyet, tasarı. İlke, yönetici sav
düşünce
Tasa, kaygı, sıkıntı
düşünce
Düşünme sonucu varılan, düşünmenin ürünü olan görüş, mütalaa, fikir, mülahaza, ide: "Anlaşmazlıklarda aracılığına, zor durumlarda düşüncesine başvurulur."- T. Buğra
Düşünce
mülahaza
Düşünce
endişe
Düşünce
mütalaa
Düşünce
(Osmanlı Dönemi) GAİLE
düşünce
İlke, yönetici sav
düşünce
Niyet, tasarı
düşünce
Düşünme sonucu varılan, düşünmenin ürünü olan görüş, mütalâa, fikir, mülâhaza, ide
düşüncesizce
Избранное